ABD, İran'a karşı yeniden ekonomik baskı stratejisini devreye soktu
ABD’nin, İran’a karşı girdiği savaşta beklediği sonucu elde edememesi, Washington’ı yeniden "ekonomik baskıyı merkeze alan bir stratejiye" yöneltirken, İran riyalinin dolar karşısında tarihinin en düşük seviyesine gerilemesi, İran ekonomisi açısından önemli bir ekonomik ve psikolojik eşik olarak değerlendirildi.25/08/2026 12:27© TRT HABER
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in 24 Ağustos’ta açıkladığı yeni yaptırım paketiyle İran’ın petrol gelirleri, finansal kanalları ve dış ticaret ağları hedef alınırken, serbest piyasada dolar 2 milyon 30 bin riyale kadar yükseldi.
Böylece riyal, savaşın başladığı 28 Şubat’taki seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 22 değer kaybetti. Yıl başından bu yana ise değer kaybı yüzde 42'yi aştı.
Washington’ın bugün uyguladığı politika aslında yeni değil. ABD, 2018’den itibaren "azami baskı" politikasıyla İran’ın petrol gelirlerini azaltmayı, ülkeyi finansal sistemden izole etmeyi ve ekonomik maliyeti artırarak Tahran’ı nükleer programı ve bölgesel politikalarında geri adım atmaya zorlamayı denedi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk döneminde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onaylı nükleer anlaşmadan ülkesini tek taraflı çekerek İran'a getirdiği kapsamlı yaptırımlar, 2018'de 7 Ağustos ve 5 Kasım'da olmak üzere iki aşamayla devreye girdi.
ABD, ilk aşama yaptırımlarla İran'ın dolar, altın ve değerli madenlere erişimini yasaklarken, bu ülkenin çelik, kömür, alüminyum ticareti ile otomotiv ve sivil havacılık sektörlerini de hedef aldı.
5 Kasım'da getirilen ikinci aşama yaptırımlarla da Tahran'ın petrol ve enerji ticareti darbe aldı. Washington, bu süreç boyunca Merkez Bankası dahil İran'a ait birçok bankayı yaptırım kapsamına alarak Tahran'ın uluslararası ticaretine büyük zarar verdi.
ABD, bu yaptırımlarla İran'ın petrol ticaretinin "sıfıra" ineceğini iddia etti. Buna karşılık, İran'ın son yıllardaki petrol ihracat istatistiklerine bakıldığında ABD'nin İran'ın ihracatını sıfırlama hedefine erişemediği görüldü.
Yaptırımlar İran ekonomisine ağır zarar verdi ancak Washington’ın siyasi hedefini gerçekleştiremedi. Tahran temel dış politika ve güvenlik tercihlerinden vazgeçmedi. Yaptırımları aşmak için gölge filo, paravan şirketler, alternatif ödeme kanalları ve Çin üzerinden petrol ticareti gibi yöntemler geliştirdi.
Trump yönetimi 2025’te bu politikayı yeniden devreye soktu ancak ekonomik baskının ardından başlayan savaş da İran’ı Washington’ın istediği noktaya getirmedi.
Washington, savaşın İran'ın kapasitesini zayıflattığını ancak siyasi sonuç üretmediğini düşünüyor.
Trump yönetiminin planlarına göre, ekonomik baskı artırılarak İran'ın dayanma kapasitesinin düşürülmesi ve Tahran'ın müzakere masasında taviz vermesi sağlanacak.
ABD yönetiminin yeni kampanyayı "D-Day" olarak tanımlaması da bu yaklaşımın kapsamını ortaya koyuyor. Savaşın ardından ekonomik baskıyı artıran Washington, İran’la ticari ve ekonomik ilişkilerini sürdüren ülke ve şirketleri "ikincil yaptırımlarla" karşı karşıya bırakırken, Tahran’ın dış ticaret ve finansman kanallarını daha da daraltmayı hedefliyor.
ABD, önceki "azami baskı" döneminde İran’ı ekonomik olarak zorlamasına rağmen ülkeyi tamamen izole edemedi. Bu kez ise ekonomik yaptırımların yanı sıra deniz ablukası gibi askeri araçları da devreye sokarak İran üzerindeki baskıyı daha kapsamlı hale getirmeyi planlıyor.
İranlı yetkililer ise bu planı boşa çıkarmak için askeri yöntemlere başvurmaktan çekinmeyeceği mesajını veriyor. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD'nin "ekonomik savaşına" yardımcı olan ülkelerin çıkarlarını hedef alacaklarını söyledi.
İran’ın bugünkü kur krizinin başlangıcı savaş değil. Riyal, savaş öncesinde de uzun yıllar süren yaptırımlar, yüksek enflasyon, sermaye çıkışı ve döviz gelirlerindeki sorunlar nedeniyle ciddi değer kaybetmişti.
28 Şubat 2026'da savaş başladığında dolar serbest piyasada yaklaşık 1,66 milyon riyal seviyesindeydi. Haziran'da ABD ile savaşın sona erdirilmesi için müzakerelerin başlamasını öngören mutabakatla birlikte 1 milyon 540 bin riyale kadar düştü.
Sonraki dönemlerde çatışmaların yeniden başlamasıyla bugüne gelindiğinde riyal ilk kez dolar karşısında 2 milyon riyali gördü.
Doların 2 milyon riyali aşması, İran ekonomisi açısından hem ekonomik hem psikolojik bir eşik.
Savaş öncesinde 1 milyon 660 bin seviyesinde olan kurun, 2 milyon 30 bin riyale çıkması, doların riyal karşısındaki fiyatının yaklaşık 400 bin riyal artması anlamına geliyor.
ABD Başkanı Trump'ın 2018'de İran'a karşı başlattığı "azami baskı" kampanyasından bu yana ise riyal dolara karşı yaklaşık 30 kat değer kaybetti. O dönem 1 dolar, 60 bin riyalden işlem gördü.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın