Saldırıların ilk dakikalarında İran lideri Ali Hamaney'in Tahran’daki evi ağır saldırılarla hedef alındı. Saldırılarda, Hamaney, eşi, gelini ve 14 aylık torunu hayatını kaybetti. Aynı gün Tahran'a saldırılarda Savunma Bakanı Aziz Nasırzade ve Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur da yaşamını yitirdi. Bu gelişmeler, İran’da siyasi ve askeri yapıyı derinden sarsarken saldırıların tonunu ilk günden sertleştirdi.

Tahran'daki saldırılarla eş zamanlı olarak ABD, İran'ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şecere-i Tayyibe İlkokulunu füzelerle hedef aldı. 40 dakika arayla iki kez vurulduğu açıklanan ilkokulda 168 öğrenci ve öğretmenleri dahil 180'i aşkın kişi yaşamını yitirdi. Saldırı, olayın ardından geçen birkaç gün sonra uluslararası medyada geniş şekilde eleştiri konusu olurken ABD Başkanı Donald Trump, okulun İran tarafından "yanlışlıkla" vurulmuş olabileceğini iddia etse de Amerikan basını, saldırının ABD tarafından Tomahawk seyir füzeleriyle gerçekleştirildiğinin ortaya çıktığını yazdı.

Saldırılardan birkaç saat sonra İran, İsrail'e ve ABD'nin bölgedeki üsleri ve hedeflerine karşı saldırı dalgası başlattı. Balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla Tel Aviv, Kudüs, Hayfa ve çevresindeki hedeflere saldırılar düzenlendi. İranlı askeri kaynaklar, bu saldırıların yalnızca şehirleri değil, İsrail’in askeri ve stratejik üslerini de hedef aldığını açıkladı ancak İsrail’de uygulanan askeri sansür nedeniyle bu üslerde oluşan muhtemel hasar ve kayıplara ilişkin bağımsız doğrulama yapılamadı.

İlk gün itibarıyla ABD’nin bölgedeki askeri varlığını hedef alarak Körfez’deki üslerine de saldırılar düzenleyen İran, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Ürdün, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Irak'ın kuzeyinde ABD'ye ait askeri noktaları hedef aldı. Bu saldırılar, savaşın hızla bölgesel bir boyuta taşındığını gösterdi.

Amerikan basını, İran'ın ABD'nin bölgedeki üslerine düzenlediği saldırılarda en az 12 erken uyarı radarı, askeri altyapı ve çok sayıda uçağın imha olduğunu ya da hasar gördüğünü duyurdu. The New York Times gazetesi de 27 Mart’ta Amerikalı askeri yetkililere dayandırdığı haberde, askerlerin hasar gören üsleri terk ederek otellere ve çeşitli ofislere taşındığını yazdı. İran, özellikle BAE ve Irak'ın kuzeyinde Amerikan askerlerinin kaldığı otelleri de SİHA ve füzelerle hedef aldı. Irak'ta İran'ın desteklediği silahlı gruplar da ABD güçlerine saldırılar başlattı.

İran, saldırıların ilk günlerinde küresel petrol ticaretinin yüzde 20'sinin gerçekleştirildiği stratejik Hürmüz Boğazı'nı ABD-İsrail ve destekçilerine bağlı gemilerin geçişine kapattığını duyurdu. İran donanması, boğazdan geçiş yapan petrol tankerlerini füze ve insansız hava araçlarıyla vurdu. Bu durum, uluslararası piyasada petrol fiyatlarının artmasına yol açtı. Savaş öncesi yaklaşık 70 dolar olan Brent petrolün fiyatı bugüne gelindiğinde yüzde 60'tan fazla artışla 112 dolara çıktı.

ABD Hava Kuvvetlerine ait F-15 tipi üç savaş uçağı 1 Mart'ta Kuveyt'te "yanlışlıkla" vurularak düşürüldü.

İran donanmasına ait “IRIS Dena” fırkateyni, Hindistan'da düzenlenen Milan 2026 Tatbikatı'ndan dönerken 4 Mart'ta Hint Okyanusu açıklarında uluslararası sularda ABD güçleri tarafından denizaltıdan torpido ateşlenerek vuruldu. İran, geminin silahsız olduğunu ve saldırıda 104 İranlı denizcinin yaşamını yitirdiğini duyurdu.

Taraflar arasında şiddetli saldırılar devam ederken 6 Mart'ta ABD-İsrail İran’ın enerji altyapısına yöneldi. Tahran'da petrol depoları hedef alındı birçok bölgede büyük yangınlar çıktı. Buna karşılık İran, enerji alanında misillemeye geçti ve İsrail’in Hayfa’daki rafineri ve enerji tesislerini Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE gibi ülkelerdeki enerji tesislerini vurdu. İran'ın misillemelerinin ardından ABD Başkanı Trump, saldırıların kendileri tarafından gerçekleştirilmediğini ve İsrail'in de bundan sonra İran'ın enerji tesislerini vurmayacağını söyledi.

Karşılıklı enerji saldırılarının etkisi küresel piyasalara yansıdı ve petrol fiyatlarında sert dalgalanmalar görülürken, enerji güvenliği savaşın en kritik başlıklarından biri haline geldi.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasının ardından boğazı yeniden açacak şekilde bölgeye askeri varlık sevk edeceklerini açıklayan Trump, daha sonra müttefik ülkelere çağrıda bulunarak uluslararası bir deniz gücü oluşturulmasını ve boğazın yeniden açılması için ortak hareket edilmesini istedi. Ancak bu çağrı beklenen karşılığı bulmadı. Avrupa ülkeleri ve bazı bölgesel müttefikleri çatışmanın daha da büyümesinden endişe ederek temkinli bir tutum sergiledi.

İran'da lider Hamaney'in saldırılarda hayatını kaybetmesinin ardından 8 Mart'ta Uzmanlar Meclisi tarafından oğlu Mücteba Hamaney, ülkenin yeni lideri seçildi. Hamaney'in oğlu seçildikten sonra 12 Mart'ta yayımladığı ilk mesajında, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam edeceğinin mesajını verdi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 12 Mart'ta Irak'ın batısında İran sınırı yakınlarında orduya ait bir yakıt ikmal uçağının düştüğünü duyurdu.

ABD Başkanı Trump, İran'ı Boğazı açmaya zorlamak için Basra Körfezi'ndeki ana petrol ihraç terminaline saldırı tehditlerinde bulundu. Trump 14 Mart'ta Hark Adası'na saldırı düzenlendiğini ancak petrol alanlarını vurmadıklarını duyurdu.

Savaşta enerji sektörünü doğrudan etkileyen bir dönüm noktası yaşandı. İsrail, İran’ın en büyük enerji kaynaklarından biri olan Güney Pars gaz sahası ve Aseluye petrol rafinerisini hedef aldı. İran Enerji Bakanlığı, bazı tesislerin zarar gördüğünü ve yangınların kontrol altına alındığını açıkladı. Bu saldırı, küresel petrol ve doğal gaz piyasalarında ani fiyat dalgalanmalarına yol açtı. İran, saldırıların ardından İsrail ve Körfez'deki enerji altyapısına misillemelerini artırdı.

ABD-İsrail, 17 Mart'ta İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani'yi hedef aldı. Laricani, Tahran'da kızının evinin bombalandığı saldırıda aile üyeleriyle birlikte yaşamını yitirdi. Aynı gün gönüllü seferberlik güçleri olarak bilinen Besic Teşkilatı Komutanı Gulam Rıza Süleymani'nin de saldırılarda öldürüldüğü açıklandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, savaştan önceki döneme göre yüzde 60'tan fazla artış gösteren petrol fiyatlarındaki artışı durdurabilmek için 19 Mart'ta "denizde bulunan" İran petrolüne yönelik yaptırımları kaldırdıklarını duyurdu.

İran, 19 Mart'ta ABD'ye ait F-35 tipi savaş uçağını hava savunma sistemleriyle vurarak düşürdüğünü açıkladı. CENTCOM da uçağın İran semalarında "saldırı görevi" sırasında hasar aldığını doğruladı ancak uçağın ABD'nin Orta Doğu'daki üslerinden birine "sert iniş" yaptığını iddia etti.

Aynı gün İran, İsrail'e ait bir F-16'yı düşürdüğünü açıkladı. İsrail de bir F-16'nın İran'da hedef alındığını ancak hasar almadığını öne sürdü.

ABD-İsrail'in İran'ın enerji tesislerine saldırılarına karşı İran, saldırı dalgasını Körfez ülkelerini de kapsayacak şekilde genişletti. Katar’daki Ras Laffan LNG tesislerinin bir kısmı zarar gördü, Bahreyn’de Sitra rafinerisi hedef alındı ve Irak’ta güvenlik riskleri nedeniyle üretim düşürüldü. Bu gelişme küresel enerji piyasalarında daha fazla dalgalanmalara yol açtı.