Türkiye’nin hem Ukrayna hem de Rusya ile diyalog kanallarını açık tuttuğunu belirten Vad, Ankara’nın bu dengeli konumu nedeniyle gelecekte yapılabilecek barış görüşmelerinde önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.

Ukrayna savaşının başlangıcında Rusya ve Ukrayna heyetleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen görüşmeleri hatırlatan Vad, Türkiye’nin çatışmanın ilk döneminden itibaren yapıcı bir politika izlediğini ifade etti.

Türkiye’nin bir taraftan Ukrayna’ya askerî yardım sağlarken diğer taraftan Moskova ile temaslarını sürdürdüğüne dikkati çeken Vad, şöyle konuştu: "Türkiye bu çatışmada çok güçlü bir konumda. Bir yandan Ukrayna’ya modern Türk insansız hava araçları gibi askerî araçlar ihraç ediyor, diğer yandan Moskova ile diyalog kanallarını açık tutuyor. Türkiye’nin gelecekteki barış görüşmelerinde çok önemli bir rol oynayacağından eminim.”

ABD’nin Ukrayna savaşına ilişkin izleyeceği politikanın bundan sonraki süreçte belirleyici olabileceğini dile getiren Vad, Washington ile Moskova arasındaki temasların yeniden müzakere zemini oluşturabileceğini söyledi.

Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğuna ve Karadeniz’e geçişi kontrol ettiğine dikkati çeken Vad, Ankara’nın ittifak açısından stratejik öneminin son yıllarda daha da arttığını vurguladı.

Türkiye’nin Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu arasındaki jeopolitik konumunun Batı açısından vazgeçilmez olduğunu belirten Vad, şunları söyledi: “Türkiye, NATO açısından son derece önemli bir stratejik konuma sahip. Bu gerçek görmezden gelinemez. Türkiye, NATO’nun en güçlü ikinci ordusuna sahip. Jeopolitik açıdan Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu bakımından Batı’nın çok önemli bir köprübaşıdır.”

Orta Asya’da Rusya ile Çin arasında yaşanan nüfuz mücadelesine de işaret eden Vad, Türkiye’nin İpek Yolu güzergâhı ve Türk devletleriyle geliştirdiği ilişkiler sayesinde bu bölgede giderek daha önemli bir aktör hâline geldiğini söyledi.

Türkiye’nin dış politika ve güvenlik alanındaki öneminin Alman kamuoyunda yeterince anlaşılmadığını savunan Vad, “Türkiye’nin dış politika ve jeostrateji bakımından önemi çok büyük. Bu durum Alman kamuoyunda fazlasıyla küçümseniyor. Stratejik meseleler, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler açısından son derece önemlidir” diye konuştu.

ABD’nin küresel güvenlik politikasındaki önceliklerini Hint-Pasifik bölgesine kaydırdığını belirten Vad, Avrupa ülkelerinin bundan sonraki dönemde kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kalacağını söyledi.

NATO içinde bir “Avrupalılaşma” sürecinin yaşanabileceğine dikkati çeken Vad, böyle bir senaryoda Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki rolünün daha da artacağını ifade etti.

“Avrupa stratejik açıdan daha özerk olmaya karar verirse Türkiye ile yakın iş birliği yapmak zorunda kalacaktır” diyen Vad, Türkiye’nin de Avrupa ile birlikte bölgesel güvenliğin şekillendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı daha açık ve gerçekçi bir politika izlemesi gerektiğini belirten Vad, Türkiye’nin Avrupa açısından taşıdığı önemin Ukrayna ile kıyaslandığında göz ardı edilemeyeceğini söyledi.

Vad, buna karşın Ukrayna’nın üyeliği konusunda sergilenen yaklaşımın Türkiye’ye yönelik politikayla karşılaştırılması gerektiğini ifade etti.

Vad, “Türkiye, Avrupa açısından en az Ukrayna kadar önemli, hatta belki Ukrayna’dan daha önemli bir ortaktır. Güvenlik politikası alanı da dâhil olmak üzere Türkiye ile yakın bir iş birliği kurulmalıdır” dedi.

Vad, Almanya ile ABD arasındaki ilişkilerin de mevcut durumda olması gereken seviyede bulunmadığını söyledi.

Berlin’in hem Washington hem de Moskova ile sağlıklı iletişim kanallarına ihtiyaç duyduğunu belirten Vad, Almanya’nın Rusya ile diyaloğu tamamen kesmesini eleştirdi.

ABD ve Rusya’nın istihbarat teşkilatları ile askerî makamları arasında iletişimin sürdüğünü hatırlatan Vad, Avrupa ülkelerinin Moskova ile konuşmayı reddetmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını savundu.

Ukrayna savaşının askerî yöntemlerle sona erdirilemeyeceğini belirten Vad, “Er ya da geç müzakere etmek zorunda kalacağız. Aksi hâlde gerilimi daha da tırmandırır ve sonunda Avrupa’da daha büyük bir savaşa sürükleniriz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Ukrayna ve Rusya ile iletişimini sürdürmesini doğru bulduğunu belirten Vad, Almanya’nın da benzer şekilde daha dengeli bir politika izleyebileceğini söyledi.

Yaptırımlar ve askerî baskı yoluyla Rusya’nın politika değiştirmeye zorlanmasının beklenen sonucu vermediğini savunan Vad, iletişim kanallarının kapatılmasının gerilimi daha da artırabileceği uyarısında bulundu.