ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğündeki Barış Kurulu, İsrail'in soykırım yaptığı Gazze'de ilan edilen ateşkesin ikinci aşamasına geçildiğini duyurdu. Esasen Barış Kurulu'nun 15 maddelik yol haritası, askeri faaliyetlerin durdurulmasını, vahşi İsrail ordusunun aşamalı çekilmesini, Gazze’deki yönetim ve güvenlik sorumluluğunun Filistinli teknokratlardan oluşan Ulusal Gazze Yönetim Komitesine devredilmesini ve uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını öngörüyor. Plan aynı zamanda yeniden inşanın başlaması, temel kamu hizmetlerinin yeniden kurulması ve insani yardımın uluslararası denetim altında ulaştırılması için bir mekanizma oluşturulmasını hedefliyor.

Ancak yol haritasının açıklanmasından hemen sonra İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sürdürmesi, Başbakan katil Binyamin Netanyahu’nun çekilmeyi yeni şartlara bağlaması ve aşırı sağcı koalisyon ortaklarının anlaşmaya açıkça karşı çıkması, ikinci aşamanın da birinci aşamadaki akıbeti paylaşabileceği yönündeki endişeleri artırdı. İsrail, yol haritasına resmi onay verdiğini açıklamazken Netanyahu, İsrail ordusunun Gazze’den çekilmeyeceğini söyledi.

Bu tutum, yol haritasındaki aşamalı ve karşılıklı ilerleme yaklaşımını İsrail’in belirlediği tek taraflı şartlara bağlıyor. Silahsızlanmanın tamamlandığına kimin karar vereceği, tünel ve askeri altyapının tamamen ortadan kaldırıldığının nasıl doğrulanacağı ve İsrail’in çekilmesinin hangi takvime göre yürütüleceği ise belirsizliğini koruyor.

Dolayısıyla bugün cevap bekleyen temel soru, yeni yol haritasının kağıt üzerinde ne vadettiğinden çok İsrail’in kendisine düşen askeri, siyasi ve insani yükümlülükleri gerçekten uygulayıp uygulamayacağı.

Ekim 2025’te kabul edilen birinci aşama, ateşkesin başlamasını, esir ve tutuklu takasının gerçekleştirilmesini, katil İsrail ordusunun belirlenen “sarı hat” gerisine çekilmesini ve Gazze’ye günlük yüzlerce yardım tırınının girişini öngörüyordu. İlk plan kapsamında günlük insani yardım hedefi yaklaşık 400 ila 600 tır olarak açıklanmıştı.

Ancak ateşkes, Gazze’de saldırıların tamamen sona erdiği bir dönemi başlatramadı. Gazze Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ateşkesin başlamasından Ağustos 2026’nın ilk günlerine kadar İsrail saldırılarında bin 200’den fazla Filistinli hayatını kaybetti.

İkinci aşamanın uygulanması için yeni yol haritasının duyurulmasının ardından da saldırılar devam etti. İsrail’in 1 Ağustos’ta Gazze kenti, Deyr el-Belah ve Han Yunus’a düzenlediği saldırılarda en az 18 Filistinli öldürüldü. İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen ise saldırıların durdurulmasına ilişkin bir anlaşma bulunmadığını söyledi.

Aynı gün Deyr el-Belah’taki Aksa Şehitleri Hastanesi yakınlarında bulunan iki ilaç deposu İsrail saldırılarında imha edildi. Filistinli sağlık yetkilileri, depolarda diyaliz malzemeleri de dahil olmak üzere kritik tıbbi ürünlerin bulunduğunu açıkladı. İsrail ordusu ise bölgenin askeri amaçlarla kullanıldığını öne sürdü ancak bu iddiasını destekleyen bir kanıt yayımlamadı.

Birinci aşamadaki en tartışmalı uygulamalardan biri de İsrail ordusunun çekilmesi için belirlenen “sarı hat” oldu. Anlaşmada bu hattın İsrail’in kontrol alanını sınırlaması öngörülürken uydu görüntüleri ve saha tanıklıklarına dayanan araştırmalar, İsrail’in sınır bloklarını bazı bölgelerde Gazze’nin içine doğru ilerlettiğini ortaya koydu.

Bazı raporlara göre İsrail işgal güçleri Gazze kentinin Tuffah Mahallesi’nde sarı hattı yaklaşık 200 metre ilerletti, yaklaşık 40 binayı yıktı ve bölgede yeni askeri tahkimatlar oluşturdu. Han Yunus’taki bazı noktalarda sınır işaretlerinin Filistinlilere ayrılan bölgenin 390 metre içine yerleştirildiği belirlendi.

İsrail’in ateşkes planında sarı hattın gerisinde kontrol ettiği alan Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’üne karşılık geliyordu. Ancak İsrail’in yardım kuruluşlarına gönderdiği yeni haritalar ve sahadaki uygulamalar sonucunda bu alan yaklaşık yüzde 64’e çıktı. Nisan ayında yayımlanan başka haritalar ise Gazze’nin yaklaşık üçte ikisinin İsrail’in askerî veya erişimi yasaklanmış alanları içine alındığını gösterdi.

Değişen ve kamuoyuna açık biçimde işaretlenmeyen sınırlar, siviller ve yardım çalışanları için de ölümcül sonuçlara yol açtı. Yaklaşık 2 milyon Gazzeli ise İsrail’in genişleyen kontrol sahasının dışında kalan dar bir kıyı şeridine sıkıştırıldı.

Birinci aşamada yardım girişinin artırılması öngörülmesine rağmen insani yardım faaliyetleri de kısıtlamalardan etkilenmeye devam etti. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), jeneratör, motor yağı ve yedek parçaların girişine yönelik sınırlamaların sağlık, kanalizasyon, enkaz kaldırma ve su hizmetlerinde yaygın arızalara neden olduğunu bildirdi. 2026’nın ilk dört ayında Gazze ve işgal altındaki Filistin toprakları için gerekli insani yardım finansmanının yalnızca yüzde 10’dan biraz fazlası karşılanabildi.

OCHA’nın 26 Haziran tarihli raporuna göre Gazze’nin 2,1 milyonluk nüfusunun büyük bölümü hâlâ yerinden edilmiş durumdaydı ve temel hizmetlere veya asgari yaşam koşullarına yeterli erişim sağlayamıyordu.

Ateşkesin ilk aylarında Gazze’ye önemli miktarda yardım girmiş olsa da bu veriler yardımın kesintisiz ve ihtiyaçlarla orantılı biçimde ulaştığı anlamına gelmedi. OCHA, 10 Ekim 2025 ile 19 Şubat 2026 arasında geçiş noktalarında 308 bin 98 palet insani yardımın boşaltıldığını, bunların 303 bin 134’ünün Gazze içinde teslim alınabildiğini belirtiyor. Buna rağmen yakıt, tıbbi malzeme, yedek parça ve belirli bölgelere erişim konusundaki kısıtlamalar devam etti.

İsrail’in saldırıları sürdürmesi, sarı hattı ilerletmesi, kontrol alanını yüzde 53’ten yaklaşık yüzde 64’e çıkarması ve yardım faaliyetlerini sınırlayan uygulamalarını devam ettirmesi, birinci aşamanın özellikle İsrail’e düşen yükümlülükler bakımından eksiksiz uygulanmadığını gösteriyor.

İkinci aşama ise birinci aşamadan daha ağır yükümlülükler içeriyor. Katil İsrail ordusunun daha geniş kapsamlı çekilmesi, askeri faaliyetlerin tamamen durması, Gazze’nin yönetiminin Filistinli sivil yapıya devredilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve yeniden inşanın başlaması gerekiyor.

İsrail’in daha sınırlı şartlar içeren birinci aşamadaki sicili, bu nedenle ikinci aşamaya duyulan güvensizliğin temelini oluşturuyor.

İkinci aşamanın önündeki engeller yalnızca sahadaki askerî gelişmelerle sınırlı değil. İsrail’deki siyasi dengeler ve Netanyahu hükümetinin aşırı sağcı ortaklarının Gazze’ye ilişkin hedefleri de anlaşmanın uygulanmasını doğrudan etkiliyor.

Netanyahu’nun iktidarını sürdürebilmesi büyük ölçüde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in temsil ettiği aşırı sağcı partilerin desteğine bağlı. Bu iki isim, Gazze’de askeri operasyonların sona erdirilmesine, İsrail ordusunun çekilmesine ve bölgenin Filistinli bir yönetime bırakılmasına uzun süredir karşı çıkıyor.