ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan ve İsrail'i de kapsayan ateşkesin ardından taraflar İslamabad'da bir araya gelinmesi konusunda anlaştı.

Pakistan'da 11 Nisan'da yapılması planlanan görüşmelerde İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın başkanlık etmesi, ABD’yi de Başkan Yardımcısı James David Vance'in temsil etmesi öngörülüyor.

Görüşmelerde, çok boyutlu bir krize dönüşen savaşın ardından ilan edilen geçici ateşkesin kalıcı hale getirilmesi hedeflenirken, tarafların birbirine sunduğu karşı metinler ve sahada yaşanan çelişkili açıklamalar, görüşmelerin gerçekleşme ihtimalini zora sokarken barış umutlarını da ciddi şekilde sarsıyor.

Sürecin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın "savaşı bitirmek" adına masaya sürdüğü 15 maddelik sert bir "çözüm paketiyle" ateşlendi.

Trump’ın "nihai teklif" olarak sunduğu bu metin; İran’ın tüm nükleer tesislerinin sökülmesini, mevcut uranyum stoklarının yurt dışına transferini, balistik füze programının kısıtlanması ve Hürmüz Boğazı’nın hiçbir ücret talep edilmeksizin derhal dünya trafiğine açılmasını şart koşuyordu.

Ancak Tahran yönetimi, bu maddeleri "ulusal egemenliğe bir saldırı ve teslimiyet belgesi" şeklinde nitelendirerek reddetti. İran, Trump’ın 15 maddelik teklifine yanıt olarak kendi 10 maddelik karşı metnini masaya koydu.

Tahran’ın bu karşı hamlesi, topraklarına yönelik bir daha saldırı düzenlenmeyeceğine dair kesin garanti verilmesini, yaptırımların kaldırılmasını, sivil nükleer programının tanınmasını ve dondurulan varlıkların iadesi ve tazminat gibi maddeleri içeriyor.

İran'ın teklifinde en dikkati çekici madde ise "Hürmüz Boğazı için yeni geçiş protokolünü" içeriyor. İran, bu süreçte Hürmüz Boğazı'ndaki gemilerden geçiş ücreti alınmasını öngören yasa tasarısı hazırladığını duyurdu.

ABD yönetiminin ateşkesin hemen öncesinde 15 maddelik planında ne tür değişiklikler yaptığı ise tam olarak bilinmiyor.

Diplomatik belirsizliği zirveye taşıyan gelişme ABD kanadında yaşandı.

Ateşkesin duyurulmasının ardından Trump, sosyal medya üzerinden İran’ın 10 maddelik karşı teklifini "mantıklı ve üzerinde konuşulabilir bir zemin" şeklinde niteleyerek "barışa" yeşil ışık yaktı.

Trump’ın bu iyimser mesajı piyasalarda kısa süreli bir rahatlama sağlasa da Başkan Yardımcısı Vance ve Beyaz Saray Sözcülüğü’nden taban tabana zıt çıkışlar geldi.

Beyaz Saray İran’ın taleplerinin mevcut haliyle "kesinlikle kabul edilemez" olduğunu ve Trump’ın "mantıklı" dediği teklifin masada yer alamayacağını savunarak Trump'ın açıklamalarını adeta tekzip etti.

Vance de talepleri "kabul edilemez" olarak niteledi.

Ateşkesin ilan edilmesinden sonra ilk büyük anlaşmazlık, arabulucu Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in açıklaması sonrasında yaşandı.

Şerif, İran'ın da 10 maddelik teklifinde yer aldığı şekilde mutabakatın "Lübnan dahil her yerde" geçerli olacağını duyurarak Hizbullah-İsrail cephesinde de silahların susacağını ilan etti.

Bu açıklama bölgede sevinçle karşılanırken masada ABD'yi temsil edecek Başkan Yardımcısı Vance’den yalanlama geldi. Vance, İsrail’in Lübnan'a saldırılarının İran’la yapılan geçici ateşkesin bir parçası olmadığını savunarak Pakistan’ın açıklamasını inkar etti.

Washington’daki kafa karışıklığının perde arkası ise dün CBS News’in Amerikalı yetkililere dayandırdığı bir haberle netleşti.

Habere göre Trump, başlangıçta ateşkesin bölge geneline yayılması için Lübnan’ın da kapsama dahil edilmesine onay verdi ancak bu tutum, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı kritik telefon görüşmesinin ardından değişti.

Netanyahu’nun, Lübnan'a yönelik saldırıların durmasının İsrail’in güvenliğini tehlikeye atacağı yönündeki baskısı üzerine Trump, dönüş yaparak Lübnan’ın ateşkes dışında tutulması gerektiğini kabul etti.