ABD merkezli Uluslararası Kuran Araştırmaları Derneği (IQSA) İcra Direktörü Dr. Hythem Sidky, söz konusu keşiflerin erken İslam tarihine ve Kur'an-ı Kerim metninin aktarımına dair önemli bilgiler sunduğunu belirtti.

Keşifleri değerlendiren IQSA İcra Direktörü Dr. Sidky, yeni yayımlanan yazıtların heyecan verici olduğunu vurgulayarak, "Bu yeni yayımlanan yazıtlar çok heyecan verici çünkü bize erken İslam tarihine dair giderek daha büyük bir anlayış ve pencere sunuyor. Sadece bu da değil, bu yazıtların bulunduğu ve Medine'yi çevreleyen daha geniş bir bölgeyi kapsayan konum çok önemli ve çok ilginç. Çünkü burası gerçekten İslam'ın doğuş yeriydi ve ilk halifeler Medine merkezliydi. Peygamber'den sonraki ilk nesiller ve sahabenin birçoğu bu bölgede yaşadı, bu bölgeye seyahat etti ve bölgeyi çevreleyen kayaların üzerinde izlerini bıraktı." dedi.

Bulunan yazıtlar arasında ikinci halifenin adının geçmesinin heyecan verici bir bulgu olduğunu dile getiren Sidky, bunun Hazreti Ömer'den bahseden daha geniş bir yazıt koleksiyonuna katkıda bulunduğunu söyledi. Sidky, bu koleksiyonun içinde Hazreti Ömer'in ölümünden bahseden ve Hicri 24 yılına tarihlenen ünlü Züheyr Yazıtı'nın da bulunduğunu hatırlattı.

Son keşifteki yazıtın farklı bir özelliğine dikkati çeken Sidky, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu özel vakada, yazıtla ilgili büyüleyici olan şey, Ömer'den bahsetmesine rağmen, yazıtın paleografisinin birinci yüzyıla ait bir tarihlendirmeyi engellemesidir. Dolayısıyla baktığımız yazıt büyük olasılıkla Ömer döneminden kalma bir yazıt değil, onu anan ve önemli bir şahsiyet olarak kabul eden bir yazıttır. Bu durum büyük bir tarihi önem taşımakta ve Ömer'in bölgede yaşayan insanlar üzerindeki tarihini ve önemini anlamamıza yardımcı olmaktadır."

Yazıtların sadece kayaya ne yazıldığını değil, aynı zamanda yazıyı kazıyan insanların kültürü hakkında da çok şey söylediğini belirten Sidky, Medine bölgesinde İslamiyet'ten sonra yazıt sayısında net bir patlama yaşandığını ifade etti.

Sidky, "İslam öncesi dönemde bölgedeki yazıtların yoğunluğu ve sayısı açısından keskin bir geçiş görüyoruz; İslam'dan sonra ise birçoğu çok dindar ve dini nitelikte olan inanılmaz sayıda yazıtın ortaya çıktığını görüyoruz. Erken halifelerden bahsediyorlar, şehadetten bahsediyorlar, Kur'an-ı Kerim'den ayetler aktarıyorlar. Dolayısıyla bölgenin her yerinde bu yazıtların üzerinde bırakılmış çok sayıda dışsal dini ve dindar yakarışlar görüyoruz." diye konuştu.

Sidky, bu durumun iki farklı anlama geldiğini belirterek, "Birincisi, nüfusun genel okuryazarlığından ve okuryazarlığın erken Müslüman nüfus için taşıdığı önem ve anlamdan bahsediyor. Ancak aynı zamanda, birinin anısını yaşatmak ve diğer insanların gelip görmesi için kayada kalıcı bir iz bırakmak istemeye dair özel bir kültürden de bahsediyor." ifadelerini kullandı.

Bu keşiflerin erken İslam anlayışını tamamen değiştirecek nitelikte devrimsel olmadığını ancak Kur'an metninin tarihi ve aktarımı hakkında bilinen belirli şeyleri güçlendirdiğini aktaran Sidky, şunları kaydetti:

"Bu durum, özellikle gördüğümüz şeylerin duvar yazısı (grafiti) olduğu düşünüldüğünde, Kur'an'ın genel halk için önemini ve değerini vurgulamaktadır. Kur'an'ı kopyalayan, Birmingham fragmanı gibi bir mushaf yazan profesyonel bir hattatınız varsa veya kayanın üzerinde güzel bir kaligrafik Kur'an yazıtı bırakan çok iyi eğitimli biriniz varsa bu bir şey ifade eder. Ancak boş vakti olan rastgele bir bireyin yaptığı bir duvar yazısına rastladığınızda ve bu kişi kayanın üzerinde Kur'an'dan bir alıntı bıraktığında, bunun, bu yazıtları bırakan Müslümanların yaşamında Kur'an'ın önemini ve merkeziyetini gösterdiğini düşünüyorum."

İkinci veya üçüncü yüzyılda birinin gelip Hazreti Ömer hakkında bir yazıt kazımasının, onun Müslümanların zihnindeki ve ruhundaki önemini ortaya koyduğunu söyleyen Sidky, buluntuların entelektüel tarihe ve Müslümanların kutsal metinleri nasıl gördüklerine dair daha geniş bir pencere açtığını belirtti.

Suudi Arabistan Miras Kurumunun keşifleri yayımlarken gösterdiği temkinli yaklaşımı da öven Sidky, "Bu bulgular yayımlandığında her zaman çok heyecan verici oluyor. Ancak belirtmek istediğim bir şey var; Suudi Miras Kurumu bu yazıtları yayımlarken son derece temkinli davrandı. Örneğin, bu yazıtların 'Ömer tarafından kazındığını' söylemek yerine 'Ömer'in adını taşıdığını' belirttiler. Daha fazlası keşfedilip yayımlandıkça, bu tür yazıtlara hem temkinli hem de heyecanlı yaklaşmak muhtemelen en doğru yoldur." değerlendirmesinde bulundu.

Irak'taki Tikrit Üniversitesi emekli öğretim üyesi, dil bilimi ve mushaf yazımı uzmanı Prof. Dr. Ganim Kadduri el-Hamed de Hicaz bölgesinde son yıllarda keşfedilen erken dönem yazıtların, İslam tarihinin ilk asırlarının anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

Medine ve Mekke çevresinde bulunan Kur'an ayetleri ile kişisel yazıtların tarih açısından önemli bir gelişme olduğunu belirten Hamed, uzun yıllar boyunca sahabe dönemine ait yazıtların bulunmadığının düşünüldüğünü ancak son birkaç on yılda araştırmacıların eski hac ve ticaret yollarında çok sayıda yazıt tespit ettiğini söyledi.

Bu yazıtların bir bölümünde sahabe ve tabiîn nesline ait isimlerin yer aldığını aktaran Hamed, "Özellikle hicri birinci ve ikinci yüzyıla ait çok sayıda yazıt gün yüzüne çıkarıldı. Bu eserler, Medeni veya Hicazi olarak adlandırılan erken dönem Arap yazısıyla kaleme alınmıştır." dedi.

Yazıtların içerik bakımından çeşitlilik gösterdiğine dikkati çeken Hamed, bazı kayalarda İhlas, Felak ve Nas sureleri, Ayete'l-Kürsi, Hz. Muhammed'e salavat ifadeleri ve Kur'an-ı Kerim'den farklı ayetlerin bulunduğunu dile getirdi.

Bazı yazıtların ise tarihi olayları veya kişilerin belirli bölgelerden geçtiğini belgeleyen ifadeler içerdiğini anlatan Hamed, "Bu yazılar, sadece dini içerikli değil, aynı zamanda dönemin insan hareketliliğini ve sosyal hayatını gösteren belgelerdir." diye konuştu.

Arap Yarımadası ve Hicaz bölgesinin yalnızca çorak çöllerden oluştuğu yönündeki yaygın kanaatin eksik olduğunu ifade eden Hamed, özellikle ilkbahar dönemlerinde su kaynaklarının bulunduğu vahaların insanların dinlenme alanları olduğunu söyledi.

Medine'nin yaklaşık 45 kilometre güneyinde, Mekke-Medine yolu üzerindeki Gadir Revâve bölgesini örnek gösteren Hamed, bölgede yağış dönemlerinde su birikintileri, ağaçlar, gölgelik alanlar ve mağaraların bulunduğunu belirtti.

Bu bölgede yüzlerce yazıt bulunduğunu aktaran Hamed, bazı araştırmacıların yalnızca Gadir Revâve'de yaklaşık 300 yazıt tespit ettiğini kaydetti.