Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin İran devlet televizyonu, üst düzey ABD'li bir yetkilinin, ABD ile İran arasında varılan ve nihai anlaşma için 60 günlük müzakere süresi öngören 14 maddelik mutabakat metnini ilk kez kamuoyuyla paylaşmasının ardından, Kalibaf ile gerçekleştirilen röportajı yayımladı.

Röportajda Kalibaf, ABD ve İsrail’in savaşın başında belirlediği 9 hedefe ulaşmasına izin vermediklerini kaydederek, “Dünyanın siyasi, ekonomik ve askeri olarak bir numaralı gücü İsrail ile birlikte karşımıza çıktı.

Bu savaşın çatışma sahnesi küresel etkiler doğurdu ve bu uluslararası bir konuydu. Gelişmeler bölgesel olabilir ancak etkileri küresel boyuttadır. ABD ve İsrail’in savaşın başında belirlediği 9 hedefe ulaşmasına izin vermedik.

ABD ve Siyonist rejimi yendik.” diye konuştu.“SİLAHLI KUVVETLERİMİZ DÜŞMAN KARŞISINDA GALİP GELMİŞTİR”Mevcut müzakerelerin, ABD ile geçmiş dönemde gerçekleştirilen müzakerelerden farklı olduğunu söyleyen Kalibaf, “Şimdiki müzakerelerin önceki dönemlerden farkı, sahadaki zaferin müzakereye dayanak oluşturmasıdır.

Silahlı kuvvetlerimiz düşman karşısında galip gelmiştir.” değerlendirmesinde bulundu. Kalibaf, şunları kaydetti: Müzakereler sırasında düşmanın Fars Körfezi’ndeki eylemlerine cevap verdik.

Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan iki düşman fırkateyn vuruldu ve yandı. Öte yandan düşman uçaklarının kalktığı tüm havalimanları bulundukları ülkelerde vuruldu. Bu olaylar müzakereler devam ederken meydana geldi.

İsrail Dahiye’yi vurduğunda ABD’ye karşılık vereceğimiz hususunda tehdit ettik ve ültimatom verdik, taleplerimizin kabul edilmesini istedik. Ardından ABD Başkanı, Netanyahu’nun Dahiye’ye saldırma hakkının bulunmadığına dair paylaşım yapmak zorunda kaldı.

Kalibaf son olarak, “Benim işim diplomasi değil ben bir savaşçıyım. Diplomasiyi savaşçı ruhuyla yürütüyorum. Askeri eylemle elde etmek istediğimiz şeyleri hatta daha fazlasını müzakere ile başardık.

Savaşı kazandık ve kazanımlar müzakerelerde şekillenecektir.” ifadelerini kullandı. ABD'li üst düzey bir yetkili, düzenlediği telekonferansta basın mensuplarına, ABD ile İran arasında varılan ve 14 maddeden oluşan mutabakat metninin detaylarını açıkladı.

Mutabakat metninin tamamını okuduğunu ve metin üzerinde kapsamlı değerlendirmelerde bulunduğunu belirten yetkili, İran'ın bu mutabakatla nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini söyledi.

Yetkili, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağını, İran'ın elindeki nükleer stokların imha sürecinin ve ülkenin 300 milyar dolarlık dondurulmuş fonlarının serbest bırakılmasına ilişkin sürecin ise derhal müzakereye açılacağını ifade etti.

ABD'li yetkilinin daha sonra tamamını okuduğu 14 maddelik mutabakat metni şu maddelerden oluşuyor:1- ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan etmek, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı taahhüt etmek, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınmak ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almak amacıyla bu mutabakat zaptını imzalamaktadırlar.

Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.2- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı taahhüt ederler.3- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmayı müzakere edip sonuçlandırmayı taahhüt eder, bu süre, karşılıklı rıza ile uzatılabilir.4- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ABD, İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik deniz ablukasını ve her türlü engellemeyi veya aksaklığı kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir.

Bu süre zarfında, gemilerin trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik hacmine orantılı olacaktır. ABD ayrıca, nihai anlaşmanın imzalanmasından sonraki 30 gün içinde İran İslam Cumhuriyeti sınırları yakınındaki kuvvetlerini geri çekmeyi taahhüt eder.5- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin İran Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve tersi yönde, yalnızca 60 gün süreyle, ücretsiz ve güvenli bir şekilde geçiş yapabilmeleri için elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapacaktır.

Ticari gemilerin trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından teknik ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizliği gerekliliği göz önünde bulundurularak, bu düzenlemeler 30 gün içinde yürürlüğe girecektir.

İran İslam Cumhuriyeti, geçerli uluslararası hukuk ve Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları çerçevesinde, diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşerek Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman Sultanlığı ile diyalog kuracaktır.6- ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar ABD doları tutarında, kesin ve karşılıklı olarak mutabık kalınan bir plan hazırlamayı taahhüt etmektedir.

Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde imzalanacak nihai anlaşmanın bir parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli olan tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler ABD tarafından verilecektir.7- ABD, nihai anlaşmanın bir parçası olarak, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararları, tüm tek taraflı ABD yaptırımları, birincil ve ikincil yaptırımlar dahil olmak üzere kaldırmayı taahhüt eder.

İran İslam Cumhuriyeti ve ABD, yukarıda bahsedilen yaptırımların kaldırılması konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu meseleleri derhal ele alma niyetlerini ifade ederler.8- İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah temin etmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini bir kez daha teyit etmektedir.

ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak mutabık kalınacak bir mekanizma çerçevesinde, zenginleştirilmiş malzeme stoklarının imhasını, UAEA gözetimi altında yerinde seyreltme yoluyla gerçekleştirilecek asgari yöntemle çözüme kavuşturmak üzere anlaşmışlardır.

Taraflar ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde mutabık kalınacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, zenginleştirme meselesini ve İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili diğer karşılıklı olarak kararlaştırılan konuları görüşmeyi kabul etmişlerdir.

Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecek ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer meselelerin hayati önemini kabul edecektir. Taraflar, bu meseleler üzerinde karşılıklı mutabakat sağlamak amacıyla müzakerelerde bu konuları derhal ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.9- Nihai anlaşma imzalanana kadar, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu korumayı kabul ederler.

İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak, ABD ise herhangi bir yeni yaptırım uygulamayacak ve bölgeye ilave asker konuşlandırmayacaktır.10- ABD, bu mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığının İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ile bankacılık işlemleri, sigortacılık, nakliye vb.

dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.11- ABD, bu mutabakat zaptının yürürlüğe girmesiyle birlikte İran İslam Cumhuriyeti'ne ait dondurulmuş veya kısıtlanmış fon ve varlıkların kullanımına tam olarak açılmasını taahhüt eder.

ABD ile İran İslam Cumhuriyeti, müzakereler sırasında bu fonların serbest bırakılmasına ilişkin usuller üzerinde karşılıklı olarak mutabık kalacaktır. Bu fonlar, ister asıl hesaptan ister havale yoluyla elde edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai lehtara yapılacak ödemeler için tam olarak kullanılabilir hale getirilecektir.

ABD, buna uygun olarak gerekli tüm lisans ve izinleri vermeyi taahhüt eder.12- ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, bu mutabakat zaptının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya gelecekte uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizmasının kurulacağı konusunda mutabık kalmışlardır.13- Bu mutabakat zaptının imzalanmasının ardından, bu mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11.

paragraflarının uygulanmaya başlanması ve bu tedbirlerin uygulanmaya devam edilmesi koşuluyla, ABD ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşma konusunda münhasıran diğer paragraflar üzerinde müzakerelere başlayacaktır.14- Nihai anlaşma, bağlayıcı bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla onaylanacaktır.

TRUMP İLE PEZEŞKİYAN ANLAŞMAYI DİJİTAL ORTAMDA İMZALADI İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi,  İran basınına yaptığı açıklamada mutabakat zaptının İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe girdiğini duyurdu.

Bekayi, İran ile ABD arasında varılan mutabakat zaptı metni, iki taraf da onu imzaladığı için şu anda resmen nihai hale gelmiştir ifadelerini kullandı.

İSVİÇRE’DE İMZA TÖRENİ DÜZENLENMEYECEK

Mutabakat zaptının dijital ortamda imzalanmasının kararlaştırıldığını aktaran Bekayi, İsviçre'de imza töreni düzenlenmeyecek açıklamasında bulundu. Metnin ülkelerin devlet başkanları tarafından imzalanmasının önemine işaret eden Bekayi, Mutabakat zaptı iki ülkenin devlet başkanları tarafından imzalandığından, onu ihlal etmenin maliyeti daha yüksek olacaktır.

Geçmişteki deneyimlerimizden yola çıkarak, bunun böyle olmasını tercih ettik dedi.

LÜBNAN, BİZİM İÇİN İRAN KADAR ÖNEMLİYDİ

İmzalanan mutabakatın İran’ın tüm prensiplerini yansıttığını kaydeden Bekayi, Metni gözden geçirirsek, söylenmemiş bir şey olmadığını göreceğiz. Bütün hususları dile getirdik diye konuştu.

Bu anlaşmanın İran’ın dostlarını hiçbir koşulda yalnız bırakmadığının kanıtı olduğunun altını çizen Bekayi, Bizim için Lübnan'da ateşkes ve savaşın sona ermesi, İran kadar önemliydi ve önemli olmaya devam ediyor.

Mutabakat zaptının birinci bölümünde Lübnan'ın adı üç kez geçmektedir. Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygı yer almaktadır şeklinde konuştu.

KARŞI TARAFIN TAAHHÜTLERE UYMASI SON DERECE ÖNEMLİ

Bekayi, imzalanan mutabakata rağmen yaşananları unutmadıklarını belirterek, Bu aşamada savaşı sona erdirecek bir anlaşma imzalamış olmamız, geçmişi unuttuğumuz ve ağır bedeller ödeyerek öğrendiğimiz dersleri hatırdan çıkardığımız anlamına gelmez.

Şimdi işimiz öncekinden daha zor; zira uluslararası anlaşmaların uygulanması her zaman onların hazırlanmasından çok daha zordur. Özellikle de taahhütlerine bağlı olmayan taraflar söz konusu olduğunda.

Bundan sonra hepimiz, uygulamada da karşı tarafı taahhütlerine uymaya mecbur bırakacak şekilde hareket etmeye dikkat etmeliyiz. Bu son derece önemlidir dedi. 60 GÜNLÜK MÜZAKERE SÜRESİ UZATILABİLİR.

Savaşı sona erdirme hedefine ulaştıklarını, ancak nihai anlaşmaya giden müzakere sürecinin çok önemli olduğunu aktaran Bekayi, Odağın savaşın sona erdirilmesi olması kararlaştırıldı ve bu işi yaptık.

Mutabakat zaptının yürürlüğe girmesinden itibaren 60 gün içinde nükleer meselesi ve yaptırımlar hakkında müzakere edeceğiz. Müzakere daha erken sonuçlanırsa, bu daha iyidir. Ancak konunun karmaşıklığı dikkate alındığında, 60 günlük süre mantıklıdır ve gerekli olursa bu süre uzatılır değerlendirmesinde bulundu.

TRUMP TARAFINDAN İMZALANDIĞI DOĞRULANDIABD

merkezli haber sitesi Axios da, mutabakat metninin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalandığını doğruladı. Üst düzey yetkililere dayandırılan haberde, Trump’ın imzayı G7 Liderler Zirvesi kapsamında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yediği akşam yemeği sırasında attığı ve anlaşmanın yürürlüğe girdiği kaydedildi.

ABD'li bir yetkili Fransız haber ajansı AFP'ye yaptığı açıklamada gelişmeyi doğruladı. PAKİSTAN'DAN AÇIKLAMA Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ve İran'ın İslamabad Mutabakat Anlaşmasını elektronik olarak imzaladığını açıkladı.

ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Şerif, mutabakat anlaşmasına dair detayları paylaştı. İki ülkenin İslamabad Mutabakat Anlaşmasını elektronik olarak imzaladığını belirten Şerif, anlaşmanın iki ülkenin başkanları tarafından elektronik olarak imzalandığını aktardı.

Şerif, Bu anlaşmanın ilgili hükümetlerin en üst düzeyinde imzalanması, her iki tarafın da çatışmanın diplomatik yollarla çözülmesine olan bağlılığını göstermektedir. İslamabad Mutabakat Anlaşması derhal yürürlüğe girecek ve ilk adım olarak İran, Hürmüz Boğazı'nı derhal yeniden açacak, ABD ise deniz ablukasını derhal kaldıracaktır.

ifadelerini kullandı. Pakistan'ın, eş arabulucu Katar'ın desteğiyle teknik düzeydeki görüşmeleri başlatmak üzere planlandığı gibi 19 Haziran 2026'da İsviçre'de resmi tören düzenleyeceğini kaydeden Şerif, konuya ilişkin ABD Başkanı Donald Trump'a teşekkürlerini sundu.

İran lideri Mücteba Hamaney ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'a derin saygı ve takdirlerini sunan Şerif, İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin de aralarında bulunduğu İran müzakere ekibinin çabalarını da takdir ettiğini belirtti.

Şerif, Özellikle, bu noktaya ulaşılmasına yardımcı olan Katar liderlerinin samimi çabalarını ve yapıcı katılımını takdir etmek isterim. Ayrıca, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır liderlerine, bu konudaki vazgeçilmez rolleri ve paha biçilmez katkıları nedeniyle büyük takdirlerimi sunarım.

ifadelerini kullandı. Şerif son olarak, bu mutabakat zaptının, tüm bölge için daha fazla anlayış, karşılıklı saygı ve ortak refahın kalıcı bir temeli olmasını dilediğini kaydetti.