Fed'de 2018'de devraldığı başkanlık görevi sırasında modern ekonomi tarihinin büyük şoklarıyla karşı karşıya kalan Powell'ın bu haftaki para politikası toplantısında resmi olarak başkan sıfatıyla son mesajlarını vermesi bekleniyor.

Ancak halefi Kevin Warsh'un tartışmalı onay süreci, Fed'deki bayrak tesliminin zamanında yapılıp yapılmayacağını belirsiz kılıyor.

Fed'e geniş bir kariyer geçmişiyle gelen Powell, kamu hizmetine geçmeden önce uzun yıllar avukat ve yatırım bankacısı olarak çalıştı. George W. Bush döneminde Hazine Bakanlığında müsteşar yardımcısı ve müsteşar olarak görev yapan Powell, Mayıs 2012'de Eski ABD Başkanı Barack Obama tarafından Fed Yönetim Kurulu'na atandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise ilk başkanlık döneminde, selefi tarafından atanan Fed Başkanı Janet Yellen'ı ikinci dönem için yeniden aday göstermeyerek Powell'ı bu görev için seçti.

Siyaset ve hukuk alanlarındaki eğitimiyle Fed'in yaklaşık 40 yıldır "ekonomi derecesine sahip olmayan tek başkanı" olma özelliğini taşıyan Powell, 5 Şubat 2018'de Yellen'dan görevi devralarak bankanın 16'ncı başkanı oldu.

Powell'ın görevindeki ilk 4 yılı, faiz artırımlarından dolayı "hayal kırıklığına uğrayan" Trump'ın sert eleştirileriyle geçse de kurumun bağımsızlığını koruma çabasıyla öne çıktı.

23 Mayıs 2022'de bu kez Demokrat Başkan Joe Biden tarafından Fed Başkanlığına ikinci bir dönem için yeniden aday gösterilen Powell, bu sayede siyasi partiler üstü bir güven tazeledi. Biden'ın Powell'ı Fed Başkanlığına yeniden aday göstermesi Covid-19 salgınının ekonomik etkileri devam ederken istikrar mesajı olarak yorumlandı.

Powell, Trump'ın 20 Ocak 2025'te ikinci kez ABD Başkanı olmasıyla ise kendini çok daha sert bir siyasi atmosferin içinde buldu.

Beyaz Saray'dan gelen agresif faiz indirimi çağrılarına boyun eğmeyen Powell, Trump'ın çoğu zaman hakarete varan sert eleştirilerine maruz kalırken faiz indirimlerinde "çok geç kalmakla" suçlandı. Söz konusu gerilim, Powell yönetimindeki Fed'e yönelik çeşitli soruşturmaların başlatılmasıyla yeni bir boyuta taşındı.

Bugün 73 yaşındaki Powell'ın sekiz yıllık başkanlık karnesi, Covid-19 salgınından Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu'daki çatışmalara modern ekonomi tarihinin en zorlu sınavlarıyla şekillendi.

Powell, başkanlık görevinin 2018-2022 yıllarındaki ilk 4 yılında normalleşme sürecinden benzeri görülmemiş bir kriz yönetimine keskin bir geçiş yaptı. Görevinin ilk yılında faiz artırımı ve bilanço küçültülmesini içeren sıkılaştırma politikası izleyen Powell başkanlığındaki Fed, 2019'da bu yaklaşımı değiştirdi.

Banka, 2019'un başlarında faiz artırımlarını durdururken yılın ikinci yarısında faiz indirimlerine giderek daha destekleyici bir yaklaşım benimsedi.

Başkanlık görevinin ikinci yılının sonunda Çin'de patlak veren ve 2020'nin başında ABD'ye sıçrayan Covid-19 salgını kaynaklı ekonomik kriz ise Powell'ın en büyük sınavı oldu.

Söz konusu dönemde salgına karşı alınan karantina önlemleriyle ekonomik faaliyet durma noktasına gelirken iş kayıpları tarihi seviyelere ulaştı. Salgının yol açtığı ekonomik daralma karşısında para politikası cephesinde tarihi gevşeme politikaları uygulandı.

Mart 2020'de faizleri sıfıra yakın seviyeye indiren ve piyasaya trilyonlarca dolarlık likidite sağlamak için geniş çaplı varlık alımları yapan Fed, salgının neden olduğu krize karşı olağanüstü adımlar attı.

Powell, Ağustos 2020'de ise Fed'in politika çerçevesinde önemli bir değişiklik açıklayarak bankanın ortalama yüzde 2 enflasyonu hedefleyeceğini duyurdu.

Salgın sonrası ekonomik faaliyetlerin toparlandığı dönemde tedarik zinciri ile iş gücü dengesizlikleri ortaya çıkarken bu durum fiyat artışlarını besledi.

Covid-19 salgını döneminde Fed'in piyasaya enjekte ettiği likidite ve uyguladığı genişleyici politikalar da sonrasında gelen enflasyonist dalgaya zemin hazırlayan faktörlerden biri olarak görüldü.

Enflasyonda 2021'de görülen yükseliş eğilimine rağmen Powell fiyat artışlarının geçici olduğunu savundu. Ancak Powell'ın bu görüşü ABD'de yıllık enflasyonun Haziran 2022'de yüzde 9 ile 41 yılın zirvesini görmesiyle ciddi şekilde eleştirildi.

Salgının etkileri geçerken Şubat 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı da küresel enerji ve gıda fiyatlarını altüst etti ve Fed'in enflasyonun geçici olduğu tezini terk ederek Mart 2022'de faiz artırım döngüsüne başlamasına yol açtı.