Bakan Güler: Ankara'daki NATO Zirvesi önemli bir dönüm noktası olacak
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu zirvenin, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz" dedi. 19/06/2026 10:09© TRT HABER
Bakan Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı için bulunduğu Brüksel'de Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Ankara'da 7-8 Temmuz 'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde düzenlenen NATO Savunma Bakanları Toplantısı ve Ukrayna Savunma Temas Grubu toplantılarına katıldığını aktaran Güler, toplantılarda NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşu, Ukrayna'ya sağlanabilecek destek ve diğer güvenlik konularının ele alındığını ifade etti.
Bakan Güler, muhataplarına Türkiye'nin NATO’ya kuvvet katkısı sağlayan ülkeler arasında daima ilk 5’te yer alan bir ülke olarak İttifak'ın savunma ve caydırıcılığına sağladığı katkılar, yüzde 5 savunma taahhüdü hedefine ulaşılması konusunda kaydedilen kararlı ilerlemeler, Ukrayna'ya destek ve Ankara Zirvesi kapsamında hazırlıklar ve beklentiler hakkında bilgi verdiğini belirtti.
Güler, bugün NATO'nun tarihinin en karmaşık güvenlik ortamlarından biriyle karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek, "Konvansiyonel tehditlerin yanı sıra hibrit tehditler, siber saldırılar, terörizm, enerji güvenliği riskleri ve bölgesel istikrarsızlıklar güvenlik anlayışını yeniden şekillendirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin NATO'nun yalnızca coğrafi merkezlerinden biri değil, aynı zamanda stratejik aklının ve operasyonel kapasitesinin de ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Bakan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ankara'da gerçekleştireceğimiz NATO Zirvesi'ni yalnızca bir liderler toplantısı olarak görmüyoruz. Bu zirvenin, NATO'nun değişen güvenlik ortamına uyum sağlama kararlılığını ortaya koyacağı ve geleceğe yönelik stratejik yöneliminin şekilleneceği önemli bir dönüm noktası olacağını değerlendiriyoruz."
Güler, Türkiye'nin zirveye ev sahipliği yapmasını İttifak'a sunduğu askeri katkılar, operasyonel tecrübe ve güvenlik üretme kapasitesinin doğal bir yansıması olarak gördüklerini belirtti.
Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu etkili, güvenilir ve sonuç odaklı lider diplomasisinin de Ankara Zirvesi'nin en önemli unsurlarından birisi olacağını değerlendirdiklerini kaydeden Bakan Güler, "Türkiye, krizlerin çözümüne katkı sunan, diyalog kanallarını açık tutan ve bölgesel istikrarı destekleyen yaklaşımıyla İttifak içerisinde müstesna bir konuma sahiptir." ifadelerini kullandı.
Güler, Türkiye'nin hedefinin NATO'nun birlik ve dayanışmasını güçlendirmek, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine yönelik ortak kararlılığı vurgulamak ve İttifak'ı geleceğin tehditlerine karşı daha hazırlıklı hale getirecek stratejik vizyonun geliştirilmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Bakan Güler, "Ankara Zirvesi'nin, NATO'nun birlik ve beraberliğini pekiştiren, ortak aklı güçlendiren ve İttifak'ın geleceğine yön veren tarihi bir buluşma olacağına inanıyoruz." mesajını verdi.
Türkiye'nin savunma sanayisinde elde ettiği başarıların yalnızca ulusal güvenliğe değil NATO'nun kolektif savunmasına da katkı sunduğuna dikkati çeken Güler, "Yerli ve milli sistemlerimiz, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik kapasitesini desteklemekte ve İttifak'ın genel caydırıcılığına katkı sağlamaktadır. Güçlü savunma sanayi, güçlü caydırıcılık ve güçlü NATO demektir." yorumunda bulundu.
Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek “Savunma Sanayii Forumu'nun müttefikler arasında savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağına inandığını aktaran Güler, toplantılar esnasında NATO üyesi 3 ülkenin savunma bakanının Türk savunma sanayisinin gelişmişliği ve Türkiye ile işbirliğinin artırılmasının önemli ve gerekli olduğunu özellikle vurguladıkları bilgisini verdi.
Güler, Türkiye'nin güçlü, dayanıklı, birlikte hareket etme iradesini koruyan, müttefiklerinin güvenlik kaygılarına eşit hassasiyet gösteren ve değişen tehdit ortamına hızla uyum sağlayabilen bir NATO üyesi olduğunu belirterek, "Ankara Zirvesi'nden beklentimiz öncelikle NATO'nun temelini oluşturan kolektif savunma anlayışının ve 5'inci Madde'ye olan bağlılığın güçlü şekilde teyit edilmesidir." dedi.
Müttefiklerin savunma harcamaları ve yetenek hedeflerine ilişkin kararlılıklarını somut adımlarla ortaya koymalarının da önem taşıdığına işaret eden Güler, savunma üretim kapasitesini güçlendirecek ve caydırıcılığı artıracak ortak iradenin de gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin NATO’ya katkıları hakkında da bilgi veren Bakan Güler, "Türkiye; NATO'nun güçlü ve saygın bir üyesi, aynı zamanda İttifak'ın en büyük ikinci ordusuna sahip müttefikidir. Askeri eğitimden tatbikatlara, harekatlardan komuta-kontrol faaliyetlerine kadar NATO'nun tüm temel görev ve sorumluluklarına etkin katkı sunmaya da devam ediyoruz." diye konuştu.
Güler, Türk ordusunun, terörle mücadeleden sınır ötesi harekatlara kadar geniş bir alanda edindiği tecrübeyle NATO'nun en etkin ve en hazırlıklı kuvvetleri arasında yer aldığına dikkati çekerek, "Bu kapsamda komando birliklerimizin kapasitesini artırmaya ve değişen tehdit ortamına uygun yeni kabiliyetler geliştirmeye de devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde NATO'nun en kritik kuvvet yapılarından biri olan Müttefik Reaksiyon Kuvveti'nin komutasını üstlenecek olmamız da Türkiye'nin İttifak içerisindeki güvenilirliğinin ve stratejik öneminin somut bir göstergesidir." görüşünü paylaştı.
Türkiye'nin bugün yalnızca NATO'nun güvenliğine katkı sağlayan bir müttefik olmadığının altını çizen Güler, askeri kapasitesi, operasyonel tecrübesi ve liderlik sorumluluğuyla İttifak'ın caydırıcılığına, dayanıklılığına ve geleceğine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu ifade etti.
Güler, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın 2 ülke arasındaki savaş olmanın ötesinde Avrupa güvenlik mimarisini, enerji güvenliğini, küresel ticaret yollarını ve NATO’nun güvenlik gündemini doğrudan etkilediğini belirtti.
Türkiye'nin savaşın başlangıcından itibaren dengeli, ilkeli ve yapıcı bir politika izlediğine değinen Güler, Karadeniz'in istikrarının da Avrupa-Atlantik güvenliğinin ayrılmaz parçası olduğunu söyledi.
Güler, Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi'ni kararlılıkla uygulayarak bölgesel istikrara katkı sağlamaya devam ettiğini, bölgesel sahiplenme anlayışını desteklediğini ve Karadeniz'e kıyıdaş ülkeler arasındaki işbirliğini de önemsediğini vurguladı.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın