Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin soru üzerine Gürlek, 86 milyonun Adalet Bakanı olduğunu, adalet ihtiyacı neredeyse orada olacağını belirtti.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni deliller üzerine Gülistan Doku soruşturmasında harekete geçildiğini ifade eden Gürlek, Doku'ya ilişkin soruşturmanın 2020'de başladığını, 2025'ten sonra dosyada yeni delillerin gelmeye başladığını aktardı.

Bu kapsamda gizli tanık ifadesinin bulunduğunu, hatta mezar yeri olduğu belirtilen yerde inceleme yapıldığını aktaran Gürlek, "Burada soruşturmayı yapan iddia makamı. Adalet Bakanlığı olarak soruşturmaya kesinlikle müdahale etme yetkimiz yok. Başsavcılığımız çok titiz bir inceleme yapıyor. Soruşturma evre evre gidiyor. Gizli tanık beyanlarından sonra telefon kayıtları, baz istasyonu kayıtları, HTS kayıtları, PTS kayıtlarına bakılıyor, kamera görüntüleri inceleniyor. Soruşturma aşamasında da bir kısım itirafçılar çıkıyor" ifadelerini kullandı.

Soruşturma kapsamında tutuklananların bulunduğunu, firari şüpheli Umut Altaş ile ilgili kırmızı bülten çıkarıldığını anımsatan Gürlek, "Umut Altaş'ın beyanlarının mutlaka alınması gerekiyor. Soruşturma devam ediyor." diye konuştu.

Soruşturmanın neden 6 yıl sonra yeniden gündeme geldiği sorusu üzerine Gürlek, şunları söyledi:

Gürlek, Doku'nun mezar yerinin henüz tespit edilememesine ilişkin soruyu yanıtlarken, "Gizli tanık beyanları aslında soruşturma ile örtüşüyor. Gizli tanık 'burada gömüldü, daha sonra yeri değiştirildi' diyor. Kamuoyunda 'ceset yoksa cinayet yoktur' deniliyor. Burada öyle bir şey yok. Burada cesedin bulunamaması o olayın cinayet olmadığı sonucunu doğurmaz. Yargıtay'ın bu yönde kararları var. Burada ikrarlar vardır, deliller vardır, kamera kayıtları vardır." görüşünü paylaştı.

Gürlek, Tunceli Valisi Tuncay Sonel'e yönelik soru üzerine, Doku'nun telefonunun sim kartının alınıp, Ankara'ya gönderilerek kayıtların silinmesi ile hastane kayıtlarının silinmesi durumlarının tespit edildiğini, bunların suç isnatları arasında yer aldığını ifade etti.

Kamuoyunda infial uyandıran ancak takipsizlikle sonuçlanan dosyalara ilişkin soru üzerine Gürlek, şöyle devam etti:

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasına ilişkin soru üzerine Gürlek, kendisinin soruşturma aşamasında görev aldığını, yargılamanın mahkemece devam ettiğini, mahkemenin delillere göre karar vereceğini söyledi.

Yargılamada bir usulün bulunduğunu belirten Gürlek, "Mahkeme salonlarında kesinlikle siyaset yapılmaması gerekir. Mahkeme salonları siyaset arenası değildir, orada yargılama faaliyeti yapılır. Selamlama konuşması gündeme gelmişti, böyle bir usul yok. Mahkeme salonlarını ayrı tutmamız gerekiyor. Hakimler kesinlikle buradaki siyasi tartışmalara göre karar vermezler, dosyadaki delillere göre karar verirler. Mahkeme salonlarının siyaset arenasına dönmemesi lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Gürlek, "siyasi dava" söylemlerine ilişkin ise sanıkların dosyadaki delillere göre savunma yapması gerektiğini, her şeyin yargılama sonucunda ortaya çıkacağını dile getirdi.

"Sadece CHP'li belediyelere operasyon yapıldığı" iddiaları hatırlatılan Gürlek, belediye başkanlarının hangi partiden olduğunun öneminin olmadığını, ortada suç olup olmadığının önemli olduğunu belirterek, "Savcılık 'a partisi, b partisi c partisi' diye hareket etmez. Dosyanın kapağındaki şüpheli ismi savcıyı ilgilendirmez. Dosyadaki deliller savcıyı ilgilendirir." ifadelerini kullandı.

AK Parti ve MHP'li belediye yöneticileri hakkında da soruşturmalar yapıldığını, mahkumiyet kararlarının verildiğini vurgulayan Gürlek, "Savcılığın parti ayırmadan işlem yaptığını görüyoruz." yanıtını verdi.

Adalet Bakanı Gürlek, yargılama süreçlerinin uzun sürmesine ilişkin yöneltilen soru üzerine, konu ile ilgili çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

12. Yargı Paketi'ne ilişkin çalışmaların sürdüğünü aktaran Gürlek, hangi davanın ne kadar sürede karara bağlanacağının belli olduğunu, "hedef süre" uygulamasının devam ettiğini dile getirdi.

Hedef sürenin neden aşıldığına bakacaklarını ifade eden Gürlek, "Eğer burada hakimin şahsından kaynaklanmayan, sistemden kaynaklanan, yasal mevzuat düzenlemesi gereken bir şey varsa biz onu yapacağız." diye konuştu.

İhtiyaçlar doğrultusunda da yeni mahkemelerin kurulacağını belirten Gürlek, "Alo Adalet" uygulamasını da etkin kullanacaklarını bildirdi.

Gürlek, boşanma davalarının ortalama 1300 gün sürdüğünü, konuyla ilgili düzenleme yapılacağını belirterek, şunları kaydetti:

"Bunlarla ilgili özellikle üzerinde çalıştığımız bir paket var, 12. Paket. Burada boşanma konusunda çok önemli bazı değişiklikler yapacağız. Yani hakimlerimize, özellikle aile hakimlerimize takdir yetkisi tanıyacağız. Eğer hakim taraflar arasında bu saatten sonra evlilik birliğinin artık devam etmeyeceğine kanaat getirirse, otomatik olarak boşanma kararı verecek ama velayet, nafaka, vesayet bunlarla ilgili davaları tefrik edecek. Bu mesela getirmeyi düşündüğümüz bir konu. Diyelim ki boşanmak isteyen çift mahkemeye geliyor. Evlilik birliğinin bittiğine hakim kanaat getiriyor. Diyecek ki 'tamam siz boşanıyorsunuz' ama aralarındaki diğer ferilerini; yani maddi manevi tazminat, nafaka, velayet onları ayıracak, onlar devam edecek. Boşanma yönünden kararı kesinleştirecek. Tabii kusur aranıyordu, ağır kusur. Bunları 12. Paket'te çalışıyoruz, bunlarla ilgili önemli kolaylaştırıcı hükümler getireceğiz. Mesela boşanma kararı verildi ilk derece, istinafa gitti, istinafta onandı. Artık bu Yargıtay'a gitmeyecek. Çünkü hem ilk dereceden hem istinaftan geçmiş, kesinleşecek."