Bakan Şimşek: Eşel mobil ile şokun vatandaşa yansımasını sınırladık
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Akaryakıtta maktu ÖTV'den feragat edip şokun vatandaşa yansımasını sınırladık. 2 ayda bize maliyeti 90 milyar TL, yılın tamamında sürerse etkisi yaklaşık 600 milyar TL civarında olacak. Eşel mobil olmasaydı mazot 89,4 TL, benzin 79 TL olacaktı." dedi.05/05/2026 18:45© TRT HABER
Dünya genelinde 1970'lerden ve Körfez savaşlarından bu yana görülen en büyük arz şoklarından birinin yaşandığına dikkat çeken Bakan Şimşek, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığın küresel enflasyon ve resesyon riski yarattığını belirtti. Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde bir sorunu olmadığını vurgulayan Şimşek, fiyat artışlarına karşı alınan Eşel Mobil önlemini şu sözlerle anlattı:
"Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bütçe imkanlarımız elverdiği için petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını yüzde 75 oranında bütçe olarak biz karşılıyoruz. Akaryakıt ürünlerindeki maktu ÖTV'den feragat ederek aslında vatandaşa bu şokun yansımasını sınırladık. Şokun önemli bir kısmını vatandaşlarımıza, şirketlerimize, sanayicimize, esnafımıza yansıtmadık."
Bu adımın enflasyondaki artışı da sınırladığını belirten Şimşek, sistemin uygulanabilmesinin temelinde bütçe disiplininin ve kamudaki tasarruf adımlarının yattığını ifade etti.
Türkiye'nin çevresindeki savaş ve gerginliklere rağmen bir "istikrar adası" olarak kaldığını ve savunma sanayisindeki sıçramanın ülkeye caydırıcılık kattığını belirten Şimşek, cari açığı azaltmak ve borç yaratmayan doğrudan uluslararası sermayeyi ülkeye çekmek için hazırlanan yeni yatırım paketine değindi.
Çok uluslu şirketlerin merkezlerini ve küresel teknoloji girişimlerini (start-up) Türkiye'ye çekmeyi hedeflediklerini belirten Şimşek, transit ticaret hamlesiyle ilgili şunları kaydetti:
"Singapur, Hollanda, Hong Kong gibi ülkeler önemli transit ticaret merkezleri ve kendi ürettiklerinden çok daha fazla ticaret yapıyorlar. Biz de bunu dramatik bir şekilde güçlendiriyoruz. Bir firma transit ticaret yapmak üzere İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösterirse yüzde 100, ülkemizin herhangi bir köşesinde bu faaliyette bulunursa yüzde 95 kurumlar vergisinden istisna olacak."
Türkiye'nin güçlü insan kaynağı ve altyapısıyla sanayide önemli bir güç merkezi olduğunun altını çizen Şimşek, imalat sanayisini korumak ve desteklemek için radikal vergi indirimleri planladıklarını açıkladı.
Meclis Plan ve Bütçe Komisyonuna sunulan düzenlemeye göre, standart olarak yüzde 25 uygulanan kurumlar vergisinin, ihracata dayalı imalat yapan firmalar için yüzde 9'a, diğer ihracatçılar için ise yüzde 14'e indirilmesinin hedeflendiğini belirten Şimşek, "Amacımız uluslararası doğrudan yatırımları Türkiye'ye cezbetmek ve Türkiye'nin dış ticaret açığını azaltmaktır" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Bu büyük bir şok, bir arz şoku. Yani enerji boyutuyla bakarsanız Hürmüz Boğazı'ndan geçiş anlamında dünya sıvılaştırılmış, LNG dediğimiz doğalgaz ve petrolün beşte biri; nafta gibi, üre gibi, gübre gibi buna benzer birtakım ürünler, yani jet yakıtı gibi ürünlerin de üçte biri civarında o bölgeden, Hürmüz Boğazı'ndan geçerek dünyaya arz ediliyor.
Dolayısıyla bu aslında 1970'lerden beri -yani biliyorsunuz 73 savaşı vardı, 78'deki bir arz şoku vardı, sonra 90'lı yılların başında birinci Körfez Savaşı var, 2000'li yılların başında ikinci Körfez Savaşı var, Rusya-Ukrayna savaşı var- bütün bunlarla karşılaştırdığınız zaman bu şok çok büyük bir şok. Hatta bütün bu bahsettiğim, zikrettiğim şokların tamamından daha büyük bir şok. Dolayısıyla o anlamda bakarsanız büyük bir şok ve küresel ekonomiye etkisi de tabii ciddi boyutlarda olacak.
Etki kanallarına bakacak olursak tabii birinci kanal enflasyon kanalı. Neden? Çünkü küresel emtia fiyatlarında bir ciddi artış var; özellikle enerji fiyatlarında ama sadece enerji değil. Yani petrolden, doğalgazdan üretilen birçok ürünün -gübre gibi, helyum gibi- fiyatlarında dramatik artışlar var. Fiyatlara bakarsanız Brent petrolü savaş öncesine göre %57 yukarıda, doğalgaz fiyatları Avrupa'da %44 yukarıda. Ama bazı ürünlere bakarsanız, örneğin üre gübresi %120'nin üzerinde artmış durumda veya jet yakıtına bakarsanız %130'un üzerinde bir artış var.
Birçok havayolu, birçok ülkede ciddi bir şekilde uçuşlarda kesintiye gitmeye başladı. Şimdi dolayısıyla birinci etki kanalı enflasyon. Yani küresel enflasyon yükselecek. Tabii ülkemizde de maalesef birtakım etkiler söz konusu. Birinci konu bu. Tabii enflasyon beklentilerindeki bozulma, enflasyondaki yükselmeyle birlikte dikkat ederseniz finansal koşullarda da sıkılaşma var.
Amerika Birleşik Devletleri'ne bakarsanız 10 yıl vadeli, 30 yıl vadeli tahvillerin faizlerinde ciddi artış var; İngiltere'de de artış var, Avrupa Birliği'nde de artış var. Dolayısıyla bütün bunlar aslında orta-uzun vadeli finansal koşullarda da bir sıkılaşmaya işaret ediyor. Kısa vadeli faiz indirimleri büyük ihtimalle duracak.
Tabii burada büyüme eğer 110 dolarlık bir ortalamada durursa petrol fiyatları, %2 veya altına inebiliyor. 100 dolarda olursa %2,5 civarına düşüyor. Baz senaryoda %3 civarı bir büyümeden bahsediliyordu. Dolayısıyla küresel büyümenin ciddi bir şekilde bugün itibariyle olumsuz etkilenme potansiyeli var. Enflasyonun tekrar %5-6 aralığına -dünya ortalama enflasyonundan bahsediyorum- yükselme riski oldukça yüksek. Finansal koşullarda bir sıkılaşma var. Özetle, geçmişe baktığınız zaman buna benzer durumlarda, yani petrol fiyatlarının %50 ve daha yüksek seyrettiği uzun süreli dönemlerde genelde küresel resesyon olmuş. Şimdi burada sıkıntı aslında savaş durmuş gibi fakat o boğazın kapalı kalması ana sorun.
Savaş beklenenden uzun sürdü. Bugünkü tıkanıklık savaş benzeri bir etki yaratıyor. Yani fiili çatışmaların durmuş olması bir şey ifade etmiyor çünkü boğaz hala kapalı.
Onun kapalı olması, uzun sürmüş olması, yayılımı ve tabii bölgede bazı enerji üretim veya petrokimya üretim tesislerinde de bir miktar zarar var.
Birincisi enerji tedariği, yani enerji arz güvenliği boyutuyla şu an itibariyle bir sorunumuz yok. Neden? Çünkü Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 20-25 yılda Türkiye enerji tedariğini çeşitlendirdi. Yani petrol, doğalgaz, özellikle birçok alanda yapılan yatırımlar; boru hatlarından bahsediyoruz, yeni ilave LNG kapasitesinden ve depolama kapasitesinden bahsediyoruz, ciddi bir çeşitlendirmeye gidildi. Dolayısıyla bizim Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığımız çok düşük derecede.
O bizi etkilemiyor. Yani en önemli konu enerji arz güvenliği ve tedarik anlamında şu anda Türkiye’de bir sorun yok. Jet yakıtında sorun yok, doğalgazda sorun yok, petrolde sorun yok.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın