Atölye'de Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında dün imzalanan "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"na ilişkin, "Gerçekten tarihi bir gündü. Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızda, gerçekten uzun yıllardır hedeflediğimiz bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle alakalı bir olaya tanıklık ettik." ifadesini kullandı.

Bölgede uzun yıllardır devam eden bir istikrarsızlık olduğuna işaret eden Fidan, savaşların, işgallerin, sürgünlerin ve yerinden edilmiş insanların, Türkiye'nin yakın doğusu ve güney doğusunda, dünyada genel olarak "Orta Doğu" ismiyle kabul görmüş coğrafyada, uzun yıllardır devam eden olaylar olduğunu dile getirdi.

Fidan, bu sistemsizliğin uzun yıllardır iktidarda bulunan AK Parti hükümetlerinin çok yakından takip ve analiz ettiği, bu sorunlara nasıl kalıcı düzenlenme getirilebilir diye düşündüğü bir husus olduğunu vurguladı.

Son birkaç yıldır bu konudaki görüşlerini daha da olgunlaştırarak pratikte ne türden adımlar atılabileceğine yoğunlaştıklarını dile getiren Fidan, ilk tespitlerin ardından bunların ilgili taraflarla paylaşıldığını ve nihayetinde somutlaştırılma aşamasına geldiklerini söyledi.

Bakan Fidan, Türkiye'nin amacına dair "Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Çünkü dışarıdan gelen hegemonlar, bölgedeki sorunları çözmüyor, daha da akut hale getiriyor, maliyeti çok yüksek oluyor. Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik istikrarlarını, kendi kalkınmalarını, kendi refahlarını, kendilerinin aslında garanti altına alıcı daha kurumsal noktalara gitmeleri gerekiyor." diye konuştu.

Türkiye'nin hemen hemen bölge ülkelerinin hepsiyle çok iyi ilişkileri olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

"Ama bunlar gerçekten konjonktüre, siyasi algılara, anlayışlara dayalı, her an değişebilen yapıda olan ilişkiler idi. Ama Türkiye'nin dış politikası uzun zamandır Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde aynı. Biz bunu daha kalıcı hale getirmenin daha faydalı olduğunu hep düşündük. 'Aradaki kardeşlik ilişkisi' dediğimiz veya 'ilişki' dediğimiz konuların daha yapısal, daha profesyonel, daha kendi kendine gidebilen bir noktada olması gerekiyor bütün bölgenin istikrarı için."

Fidan, Türkiye'nin bölgesel vizyonuna ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Bir bölgede aslında savunma ittifakına ihtiyaç var. Ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olmadan üstüne ekonomik yapılar bina edemiyorlar. Bu tarihin de gösterdiği bir husus. Biz bunu Avrupa Birliği'nde de gördük. Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içinde Avrupa ekonomik toplumunun hayata geçtiğini, daha sonra bunun evrildiğini gördük. Burada da bölgedeki istikrarsızlıkların giderilmesi, en azından durdurulması ve daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanarak bölge halkının refahının ilerletilmesi konusunda büyük bir irade var."

Bunun kolay bir iş olmadığını ve çok başında olduklarının bilincinde olduklarını dile getiren Fidan, bunun için bütün zihinsel ve kavramsal hazırlıkların ve planların bulunduğunu söyledi.

Fidan, bunların kurumsal olarak nasıl hayata geçirileceğine dair çalışmaları da olduğunu belirterek, "Bunları yaparken ne türden sorunlarla karşılaşacağız, onları biliyoruz. Bunları tam 2 yıl 8 aydır ben ortaklarımızla, imza attığımız ortaklarla ve diğer bölge ülkeleriyle kesintisiz konuşuyorum. Cumhurbaşkanı'mız lider seviyesinde yaptığı görüşmelerde tabii hep gündeme getiriyor." diye konuştu.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın 2 yıldır hazırlandığına ilişkin soruya Fidan, "Tabii, bunun fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi." yanıtını verdi.

Bakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın teknik olarak NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu belirterek, "Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için." dedi.

İmzacı ülkelere bir yükümlülük getirdiğine işaret eden Fidan, Türkiye'nin 1952'den itibaren NATO'da olduğunu ve uzun yıllardır NATO toplantılarına katıldığını söyledi.

Fidan, son NATO Zirvesi'nin Ankara'da yapıldığını anımsatarak, NATO'nun tarihinde bir veya iki defa ortak müdahale kararı alıp operasyona girdiğini ifade etti.

Bakan Fidan, "Bir; Afganistan'daki bir hususu destekledi, bir de Kosova'da destekledi. Onun dışında NATO'nun hazırlıkları, NATO'nun en büyük caydırıcılığı defensive pozisyonda bir caydırıcılık yeteneği geliştirmek. 'Sen, bana saldırsan ben hazırlığını yapmış, bu kadar büyük bir topluluğa sahip askeri gücüm. Benim gücümü test etme. Dolayısıyla ben saldırıya uğramıyorum. Benim bulunduğum coğrafyada siyasi, ekonomik ne kadar sorunu varsa hallederek kalkınıyor ve daha normal bir yolda gidiyor.'" diye konuştu.

Bunun önemli olduğunun altını çizen Fidan, bütün gelişmelerin önünü tıkayan şeyin şiddet, savaş ve gözyaşı olduğunu vurguladı.

Fidan, "Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir hususta, bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar. Başlangıç noktası bu. Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi." dedi.

Bunun önemli bir başlangıç noktası olduğuna işaret eden Fidan, daha sonra mevcut tehditlere göre çalışılması gerektiğini söyledi.