"Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı, yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası..."

İkinci Dünya Savaşı'nın son yılında yaşanan Boraltan Köprüsü faciasının detayları fazla bilinmeyen bir olaydır.

2. Dünya Savaşı’nın son yıllarında Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türkü 195 Sovyet vatandaşı savaşın bitiminden hemen sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne (SSCB) iade edildi ve sınırda kurşuna dizildi.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Sovyetlerle mevcut anlaşmazlıklara bir de mülteci krizinin eklenmesini istemiyordu. Sovyetlere bir jest yapılmasına, Türkiye'ye sığınan 195 Azerbaycan Türkü'nün iadesine karar verdi.

Boraltan Köprüsü Katliamı meselesi ilk kez 1951 tarihinde Demokrat Parti Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan tarafından gündeme getirildi ve TBMM tutanaklarına yansıdı.

Bu elim hadise dönemin bölge halkı tarafından biliniyordu ancak kamuoyuyla paylaşılmadı.

1951 yılında Demokrat Parti Tekirdağ milletvekili Şevket Mocan, Meclis'e 195 Azerbaycan Türkü'nün iadesi süreciyle ilgili bir soru önergesi verdi. Bu soru önergesi neticesinde dönemin İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı buna cevaben bir yazı yazdı ve bu hadise kamuoyuyla paylaşılmak zorunda kalındı. TBMM zabıtları ve tutanakları sayesinde olayın detaylarına da vakıf olundu.

Savaşla alakası olmayan, Almanya'dan Türkiye'ye sığınan öğrenciler de Sovyetlere iade edildi. O 2 öğrenci de Sovyetler tarafından kurşuna dizilerek öldürüldü.

Devletler hukukuna göre Türkiye'nin SSCB'den istediği üç askerin de Türkiye'ye iade edilmesi gerekiyordu. Ancak Sovyetler bunu gerçekleştirmedi. Ve Boraltan Köprüsü faciası Türk tarihine bir elim hadise olarak geçti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte Türkiye’ye sığınan Azerbaycan Türklerinin dönemin tek parti hükümeti tarafından Sovyetler Birliği’ne teslim edilmesini “Bir daha Boraltan Köprüsü faciası gibi utanç sahneleri yaşatmayacağız” sözleriyle vurguluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boraltan Köprüsü faciasını şu sözlerle anlatmıştı:

"Azerbaycanlı kardeşlerimiz, Türk askerlerinin boynuna sarılıp yalvarıyorlar, 'Ne olur bizi teslim etmeyin. Bizi burada siz kurşuna dizin, kendi toprağımızda, kendi öz gardaşımızın, kendi bayrağımızın altında bizi öldürün' diyorlar. Boraltan Köprüsü'nü geçen Azerbaycanlılar, köprünün hemen karşısında Türk askerlerinin, Türk subaylarının gözleri önünde elleri bağlanmış olarak infaz ediliyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşmasında ise bir ağıt okuyarak Boraltan Köprüsü hadisesini anmıştı:

"Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı, Yuğsan aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni, Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine, Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine…"