Cumhurbaşkanı Erdoğan: ADF küresel aklın ve global vicdanın ortak kürsüsü haline geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu'nun sadece diplomatik temas alanı olmadığını belirterek, "Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz" dedi.17/04/2026 14:09© TRT HABER
Konuşmasına tüm konukları selamlayarak başlayan Erdoğan, "tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri" olarak nitelediği Antalya’da misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Hafta içinde Kahramanmaraş’ta meydana gelen üzücü olaya değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öncelikle çarşamba günü Kahramanmaraş ilimizde yaşanan müessif olaydan sonra telefonla aramak veya mesaj göndermek suretiyle üzüntümüzü paylaşan herkese milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hiç kimseye, hiçbir aileye ve topluma böyle acılar yaşatmasın." ifadelerini kullandı.
Bu yıl beşincisi düzenlenen forumun tüm dünya için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, forumun kısa sürede ulaştığı noktaya dikkati çekti. Gerek katılım gerekse içerik bakımından ADF’nin küresel bir marka haline geldiğini vurgulayan Erdoğan, organizasyonda emeği geçen Dışişleri Bakanlığına ve forumun temellerini atan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti.
"Antalya Diplomasi Forumu, geleceğe dair umudun ortak kürsüsü oldu" Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu organizasyonu dünyanın nereye gittiği, insanlığın hangi değerler kapsamında buluşabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz.#ADF2026 pic. twitter. com/j1Jwi K5xc I
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin diplomasiye bakış açısını ve forumun misyonunu şu sözlerle özetledi;
Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu’nu diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmiyoruz. Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor.
Beş yıl önce yola çıkarken koydukları hedeflere ulaştıklarını belirten Erdoğan, "Bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. 'Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek' teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların; forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun, sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin 'barışın anahtarı' misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.
"Dünya güç bunalımıyla birlikte istikamet buhranı yaşıyor" Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında kayıtsız kalıyor.#ADF2026 pic. twitter. com/Zz L9B3GUS1
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;
İnsanlık ailesi olarak içinden geçtiğimiz dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmemiz, dinamikleri doğru okumamız şarttır. Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinilen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor.
Kural temelli olduğu iddia edilen sistem; kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun; seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir.
Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir. Son iki buçuk yılda 73 bin Filistinli İsrail saldırılarında can verirken, yaralananların sayısı 172 bini geçiyor. Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor: Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız.
Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa; bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Sorarım. Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem; özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?
Bizim 'Dünya beşten büyüktür' şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır.
"Anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların almasına izin verilmemeli" Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız savaşta Pakistan Başbakanı Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz.#ADF2026 pic. twitter. com/YF5ziz0h Ct
40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta; Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir.
“Barışa giden en kestirme yol diplomasidir” Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tarafların uzlaşmacı anlayışla hareket etmeleri önem arz ediyor. İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalıdır.#ADF2026 pic. twitter. com/no SP9ut Od W
Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir. Ve barış, Cumhur İttifakı ortağımız Sayın Devlet Bahçeli'nin o veciz ifadesiyle 'tek kanatlı bir kuş' değildir. Tarafların uzlaşmacı, sabırlı ve sağduyulu bir anlayışla hareket etmeleri sonuç alınmasında büyük önem arz ediyor. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalı.
"Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulması" Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalı.#ADF2026 pic. twitter. com/cwoc3Gh0l L
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın