Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşuyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Milli Güvenlik Konferansları Açılış Töreni'nde konuşuyor.09/06/2026 14:22© TRT HABER
Konuşmasına istiklal ve istikbal uğrunda hayatını kaybeden şehitlere Allah'tan rahmet, kahraman gazilere şükranlarını sunarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bu vesileyle aziz vatanımızın dört bir yanında, sınır boylarında ve ötesinde fedakarca görev yapan askeri, polisi, jandarması, sahil güvenliği, korucusu ve istihbaratçısı ile güvenlik kuvvetlerimizin her bir mensubuna ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
Talimatları doğrultusunda Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin daha iyi anlaşılması amacıyla hazırlanan Milli Güvenlik Konferanslarının başarılı geçmesini temenni eden Erdoğan, bölgesel gelişmeler bağlamında hassas bir döneme tekabül eden konferansları, Türkiye'nin strateji hafızasını güçlendiren, kurumlar arasındaki koordinasyonu pekiştiren, yeni tehditleri doğru okuyacak kadroların yetişmesine zemin oluşturan önemli bir adım olarak gördüğünü söyledi.
Değerli tecrübeleri, birikim ve uzmanlıklarıyla programa katkı verecek tüm katılımcılara tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Buradan öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Devlet yönetimi, milli irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Milli Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir. Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde ifa etmelerini mümkün hale getirmiştir. Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinde, sinema ve müzik eserlerinin denetiminde geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.
Genel Sekreterliğimizin dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup, asli görevlerine odaklanmasını sadece Türk demokrasisi açısından değil Türkiye'nin ulusal güvenliği bakımından çok kıymetli buluyorum. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye'nin gücüne güç katmaya inşallah devam edeceğiz. Milletçe stratejik önemi yüksek ve zorlu bir coğrafyada asırlardır varlık gösteriyoruz."
Cumhurbaşkanlığı Forsunda temsil edilen 16 devletin 2200 yılı aşkın bir mazisi olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Avrupa'dan Orta Asya'ya, Kafkasya'dan Afrika'nın derinliklerine uzanan geniş bir coğrafyada ecdadımız at koşturmuş, devletler kurmuştur. Söğüt'te büyük Osmanlı çınarı, 600 yılı aşkın süre boyunca 3 kıta, 7 iklimde bayrağımızı gururla dalgalandırmıştır. Osmanlı'nın takati tükendiğinde ise yerini genç Cumhuriyetimiz almıştır. Her zaman söylediğimiz gibi, Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil en son devletimizdir. Bunu bilhassa şunun için söylüyorum; kurduğumuz devletlerin adları ve yöneticileri zamanla değişmekle birlikte 'ebed müddet' vasfı her zaman baki kalmıştır. Nice zorluklarla karşılaştık, nice ihanetlere maruz kaldık, nice badirelerden geçtik ama her defasında Anka Kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk. Bugüne kadar vatanımızın bekasını, devletimizin güvenliğini, milletimizin istiklal ve istikbalini güvenceye alma noktasında kendi bileğimizin dışında kimseye umut bağlamadık.
Milli Mücadeleyi bu anlayışla yürüttük, Cumhuriyetimizi bu anlayışla kurduk, demokrasimize yönelen saldırıları bu anlayışla püskürttük. 40 yılı aşan terörle mücadelemizi yine bu anlayışla sürdürdük. Tüm bunları yaparken tarihin ve aziz milletimizin şahitliğinde ağır bedeller ödedik. Büyük mücadeleler verdik ve çok önemli kazanımlar elde ettik. Özellikle 15 Temmuz ihaneti sonrası devreye aldığımız 'terörü kaynağında yok etme' stratejisiyle içeride ve dışarıda kritik başarılara imza attık. Bu sayede bir taraftan tüm terör örgütlerine karşı çok yönlü bir mücadele yürütürken, diğer taraftan da sınır ötesi bir harekatla ülkemizin güney sınırları boyunca bir güvenlik hattı oluşturduk. Karar alma aşamasından uygulama safhasına kadar sınır ötesi operasyon süreci, Türkiye'nin bağımsızlığını teyit eden bir rol üstlenmiştir. Milli güvenliğimiz riske girdiğinde gözümüzün hiçbir şeyi görmeyeceğini, böylece çok net bir şekilde ortaya koyduk. Irak ve Suriye harekatlarımız, ülkemizin tepesine yerleştirilen cam tavanı parçalayarak, güvenlik paradigmamızda yeni bir dönemi başlatmıştır."
Erdoğan, Türkiye'nin başkalarının senaryolarında kendisine rol biçilen bir ülke olmadığını, kendi hikayesini yazan, kendi geleceğini şekillendiren ve bölgesinde oyun kurucu bir aktör haline geldiğini dost düşman herkese gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, "Bugün kendi önceliklerimiz ve yöntemlerimizle yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin de Körfez bölgesinden Kuzey Afrika'ya ve Doğu Akdeniz'e uzanan kararlı adımlarımızın da gerisinde işte bu artan öz güven, cesaret, planlama ve bağımsız hareket edebilme kabiliyeti vardır. Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır. İnşallah süreç hedeflerimizle uyumlu bir şekilde başarıya ulaştığında iç cephemizi güçlendirmekle kalmayacak, Türkiye'nin güvenliğini tahkim edecek, milletimizin önünde yeni kapıların açılmasına vesile olacaktır." diye konuştu.
"Biz kendisini asker-millet olarak tarif eden bir kimliğe, böyle bir kültüre sahibiz." diyen Erdoğan, güvenliğin, özellikle millet için ihtiyaçlar hiyerarşisinde ilk sırada yer aldığını söyledi.
Erdoğan, "Şunu gayet iyi biliyoruz ki gardımızı indirdiğimiz, rehavete kapıldığımız anda bize bu topraklarda hayat hakkı tanımazlar. Sadece kendi bekamız için değil dost ve kardeşlerimizin huzur, barış ve istikrarı için de bizim güçlü olmak dışında bir seçeneğimiz yoktur. Çünkü biz bölgemizin güvenliğini kendi güvenliğinden ayrı görmeyen, kendi huzuru kadar dost ve kardeşlerinin de huzurunu isteyen bir ülkeyiz." dedi.
Günümüzde tehditlerin doğası, savaşların tekniği, ittifakların işleyişi ve toplumsal risk alanlarının hızlı bir değişim geçirdiğine dikkati çeken Erdoğan, bunlara paralel olarak güvenlik kavramının mahiyeti ve kapsama alanının da değişime uğradığını vurguladı.
Erdoğan, çağın güvenlik anlayışında enerji hatlarına yapılan bir saldırının, limanları ve lojistik ağlarını devre dışı bırakan bir kesintinin, bankacılık sistemini işlemez hale getiren bir siber tehdidin, toplumun birlik ve bütünlüğünü bozan dezenformasyon kampanyasının da doğrudan milli güvenliğin alanına girdiğine işaret etti.
Savaş meydanında artık tanklar, uçaklar ve füzeler kadar onlara istikamet veren yazılım ve donanımların da belirleyici rol oynadığını belirten Erdoğan, hemen her alanda ön kabullerin yıkıldığı bir dönemden geçildiğini kaydetti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Türkiye olarak bu süreci takip etmekle kalmıyor. Kendimizi en hızlı biçimde buna adapte etmeye çalışıyoruz. Yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği, milli güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Aynı şekilde veri güvenliğine büyük önem veriyoruz. Gelinen noktada artık hepimiz şu gerçeğin farkındayız. Veri altyapısını güvence altına alamayan bir ülke, ekonomik istikrarını, savunma kapasitesini ve vatandaşlarının mahremiyetini temin edemez. Bir diğer mesele, kullanımı giderek yaygınlaşan yapay zeka teknolojisidir. Doğru kullanıldığında yapay zeka karar alma süreçlerini hızlandırmakta, riskleri erken tespit etmeyi sağlamaktadır. Ancak yapay zeka ciddi riskler de barındırmaktadır. Yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir. Gerçekle yalan arasındaki çizginin giderek kaybolduğuna şahit oluyoruz. Yapay zekayı etik, hukuki, toplumsal ve stratejik boyutları olan bir güvenlik meselesi olarak ele almak ülkemiz için tercihten öte zorunluluktur."
Savaşların cepheyle birlikte siber alanda uydu sistemleri üzerinden sosyal medya platformlarında eş zamanlı yürütüldüğünü dile getiren Erdoğan, cephe ile cephe gerisi arasındaki sınırın bulanık hale gelirken sivil ve askeri alan ayrımının da günden güne zayıfladığını söyledi.
Erdoğan, bir mühendisin geliştirdiği bir yazılımla, bir veri analistinin yaptığı bir değerlendirmeyle, bir siber güvenlik uzmanının dijital alandaki önleyici bir faaliyetiyle, bir vatandaşın ise manipülasyon ve dezenformasyona karşı gösterdiği dirençle milli güvenliğin etkin birer parçası haline gelebildiğini ifade etti.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın