Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Zirvesi sonrası konuşuyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Ankara Zirvesi sonrası basın toplantısı düzenliyor.08/07/2026 19:50© TRT HABER
Türkiye’nin ittifaka olan askeri ve stratejik katkılarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) milli güvenliğe yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahip olduğunu belirterek, "NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği ülkemize emanet." dedi.
Türkiye'nin köklü askeri geçmişine ve jeopolitik önemine değinen Erdoğan, "NATO’ya üye olmakla, ittifaka yalnızca 3 kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık." ifadelerini kullandı.
İttifakın yeni döneminde adil külfet paylaşımı konusunda sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını kaydeden Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlık adımlarını, "Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz." sözleriyle ortaya koydu.
Bölgesel güvenlik ve barış vizyonuna ilişkin de önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in bölgedeki saldırılarına atıfta bulunarak, "Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler en küçük barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerekiyor." uyarısında bulundu.
Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmaların sonlandırılması için Türkiye'nin kolaylaştırıcı rolünü hatırlatan Erdoğan, "Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları Türkiye'de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum." diyerek barış çağrısını yineledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
Kıymetli basın mensupları, değerli misafirler, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. NATO Ankara Devlet ve Hükümet Başkanları 36. Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Toplantımızı teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirve Toplantısı'nı az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO'nun temellerini Ankara'da atmış bulunuyoruz.
Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik.
Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz.
Değerli arkadaşlar, zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey'de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.
NATO Ankara Zirvesi'nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye'ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı, bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.
Değerli basın mensupları, Türkiye olarak 1952 yılından beri ittifakın üyesiyiz. Ama biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO'ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2000 yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazandırdık.
Gözbebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir. Halihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO'nun Güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk.
NATO'nun harekat ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız. İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkezine alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız.
F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO hava polisliği misyonu kapsamında Estonya'da konuşlanacak. Kosova'daki NATO KFOR harekatının ekim ayında üstlendiğimiz komutasını 2026 eylül sonuna kadar sürdüreceğiz. 2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz.
Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı üç boyutlu derinlik, yani üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.
Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.
Değerli basın mensupları, bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği'nin savunma alanındaki girişimleri NATO'yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın