Dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle taçlandırdıkları Şura'yı bugünkü oturumlarla tamamladıklarını ifade eden Duran, kamu diplomasisi, stratejik iletişim, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları ve dijital dönüşüm başta olmak üzere iletişimin her başlığını titizlikle müzakere ettiklerini söyledi.

Duran, konuşmasında, 2. İletişim Şurası'nın Sonuç Bildirgesini de açıkladı.

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubu oluşturulması, kriz dönemlerinde kullanılacak yetki, sorumluluk ve onay süreçlerinin önceden belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hibrit tehditlerle mücadele ve uluslararası krizler bağlamında proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık gibi temel ilkeler esas alınmalıdır. Stratejik iletişim anlatısında veri temelli içerik üretimi temel alınmalı ve analiz süreçlerinde yapay zeka teknolojilerinden güvenli ve etkin şekilde yararlanılmalıdır. Türkiye'deki uluslararası öğrenciler iletişim elçileri olarak kabul edilmelidir.

Stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak sistem geliştirilmeli, küresel akademik işbirlikleri ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğü desteklenmelidir. Siyasal iletişim çalışmaları veriye dayalı yürütülmeli, sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı, olası krizleri etkin şekilde yönetebilmek için stratejik ve proaktif bir yaklaşım benimsenmelidir. Siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği fırsatlar değerlendirilmeli, risk ve tehditlere karşı tedbirler alınmalıdır.

İletişim Başkanı Duran, etkili bir kamu diplomasisi stratejisi için kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü işbirlikleri kurarak etkili anlatı stratejileri geliştirip faaliyetlerin Türk dış politikasıyla uyumunun sağlanması gerektiğini ifade etti.

Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanması gerektiğine dikkati çeken Duran, şunları söyledi:

"Türkiye'nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir. Kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurları, dönemsel ve tematik bazda, çok dilli bir anlatı stratejisi ile ele alınmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkisini yapay zeka ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik bir şekilde ölçümleyecek mekanizmalar kurulmalıdır. Türkiye markasını güçlendirmek için stratejiler geliştirilerek markalama çalışmaları artırılmalı, bu çalışmalar ülke markalaması strateji belgesine dönüştürülmeli ve bir eylem planı oluşturulmalıdır."

Duran, medya mensuplarının dezenformasyona karşı farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin tecrübesinden yararlanan eğitim programlarıyla artırılması gerektiğini dile getirdi.

Yapay zekanın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına ilişkin eğitim programlarının, medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, doğrulama süreçleri, dezenformasyonla mücadele, telif hakları ve dijital etik konularını kapsayacak şekilde geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayan Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir. Yerli ve milli yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi için üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşlar arasında işbirliği güçlendirilmeli, Türkiye Medya Veri Tabanı oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler, bilgi kirliliği ve benzeri dijital risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryoları hazırlanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir. Saha gazeteciliğinin güçlendirilmesine yönelik mesleki ve kurumsal destek mekanizmaları geliştirilmelidir.

Dijital teknolojiler ve yapay zeka uygulamaları, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmalıdır. Haber üretimi, tıklanma ve popülerlik baskısından arındırılmalı, nitelikli habercilik desteklenmelidir. Serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Konvansiyonel medyanın ayakta kalabilmesi için ortak proje ve destekler artırılmalıdır. Engelli bireylerin medya içeriklerine erişimini artırmak için sesli betimleme, işaret dili, alt yazı ve ergonomik web tasarımları gibi standartlar benimsenmelidir.

Korsan yayıncılıkla mücadele için ilgili kurumlarla işbirliği halinde yasal düzenlemeler, toplumsal farkındalık kampanyaları ve teknolojik çözümler geliştirilmelidir. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, kültürel ve etik değerleri gözeten, milli kimliğimizle uyumlu nitelikli içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. Türkiye'nin kültürel zenginliğini, tarihini ve kimliğini tanıtan projeler artırılmalı, Türkiye, kendi hikayesini, kendi ürettiği içeriklerle anlatmalıdır."

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında mesleki terminolojinin standartlaştırılması, ortak kavram ve terim setlerinin yaygın kullanımının teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.

Halkla ilişkilerin, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi gerektiğini anlatan Burhanettin Duran, şöyle konuştu:

"Dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamaları, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılırken insan odaklı iletişim anlayışı korunmalıdır. Halkla ilişkiler alanında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite-kamu-özel sektör işbirlikleri kurumsallaştırılmalıdır. Türkiye'nin dijital dönüşüm süreci, kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak sorumluluk üstlendiği, paydaşları ve görev dağılımları açık biçimde tanımlanmış bütüncül bir ulusal strateji çerçevesinde yürütülmelidir.

Devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün işbirliğiyle iletişim hukuku dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmelidir. Kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek 'unutulma hakkı' açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır.

Çocuklar için güvenli içerik politikaları ve dijital medya okuryazarlığı yaygınlaştırılmalıdır. Yapay zeka ve dijital platformların geliştirilmesi ile kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ve bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçeveler oluşturulmalıdır. Dijital çağda kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanmalı, sürekli değerlendirme ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır."

Duran, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmi bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu'nun merkezi rolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.