Nafaka düzenlemesi ekim ayında hayata geçirilecek
Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Süresiz nafaka konusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri de ekim ayındaki paket kapsamında hayata geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.07/09/2026 11:24© TRT HABER
Ankara 2 No'lu Barosu tarafından Ankara Adalet Sarayı Konferans Salonu'nda düzenlenen 2026-2027 Adli Yıl Açılış Programı'na Bakan Akın Gürlek'in yanı sıra AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Çelik, Ankara 2 No'lu Barosu Başkanı Gökhan Ağdemir ve yargı mensupları katıldı.
Törende konuşan Gürlek, Bakanlık ile barolar arasında sürekli istişare ve birlikte çözüm üretme anlayışını daima gündemde tuttuklarını, bu konuyu önemsediklerini söyledi.
Türkiye'nin geçmişte çok zor dönemlerden geçtiğini, cunta ve darbe dönemlerinde hukuk ve yargının milletin aleyhine işletildiğini belirten Gürlek, "FETÖ gibi yapıların, uluslararası güç odaklarının da desteğiyle milli güvenliğimizi hedef aldığını ve hukuk kurumlarımızı hak ve özgürlükleri kısıtlamaya yönelik süreçlerin aracı haline getirmeye çalıştığını gördük." diye konuştu.
FETÖ nedeniyle yargı sisteminde adeta bir "deprem" yaşandığını, yargı sisteminin yeniden inşa edildiğini dile getiren Gürlek, "Ülkemizde, her şeyde olduğu gibi mevcut zengin insan kaynağımızla yargıda da bağımsız ve vatandaşına hizmet odaklı yapılaşmayı tamamladık. Çarkları en etkin ve verimli şekilde işletmeyi başardık." dedi.
Bu konuda büyük bedeller ödendiğine işaret eden Gürlek, "Geçmişten bugüne kronikleşen, milletimizin kalkınmasının, huzurunun ve güvenliğinin ayağında bir pranga haline getirilen terör belasından kurtulduk. Bu tehdidi kalıcı olarak ortadan kaldırma konusunda da son derece kararlıyız. Bütün bu tecrübeler, devletimizin kurumları ile toplumumuzun bütün kesimleri arasındaki birlik ve dayanışmanın taşıdığı hayati önemi açıkça göstermektedir." değerlendirmesini yaptı.
Bakan Gürlek, ziyaret ettiği her ilde baro başkanları ve yönetimleriyle bir araya geldiğini, mesleki meseleleri doğrudan istişare ettiklerini bildirdi.
Ankara 2 No'lu Barosunun Türk Dünyası Hukuku İş Birliği Komisyonu vasıtasıyla yürüttüğü çalışmaları da yakından takip ettiğini dile getiren Gürlek, şöyle devam etti:
"Ortak tarih ve medeniyet değerlerini paylaştığımız Türk dünyasıyla siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarımız güçlenirken barolarımız ve hukukçularımız arasındaki işbirliğinin eğitimden tahkime, mevzuat çalışmalarından karşılıklı tecrübe paylaşımına kadar geniş bir alanda geliştirilmesini önemli görüyorum. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan Türk dünyasında bu gönüllü elçilerimizin fedakar çalışmalarını yürekten alkışlıyorum. Bu alanda emek veren baro yönetimimizi ve bu çalışmalara katkı sunan bütün avukatlarımızı gönülden kutluyorum."
Gürlek, hakim, savcı ve avukatlardan oluşan adalet teşkilatının bütün çalışanlarının emeklerinin birbirini tamamladığını belirtti. Yargı mensuplarının hedefinin, hakkın sahibine zamanında teslim edildiği, vatandaşların hukuk güvenliği içerisinde yaşadığı bir düzeni birlikte inşa etmek olduğuna işaret eden Gürlek, Adalet Bakanlığına sunulacak yapıcı, uygulanabilir ve çözüm odaklı her teklife kapılarının açık olduğunu vurguladı.
Dünya hukuk düzeninin tarihi bir imtihandan geçtiğini dile getiren Gürlek, "İnsan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve insanlık onurunu dillerinden düşürmeyen çoğu Batılı ülkenin ağır mağduriyetler karşısında sergilediği çifte standart, uluslararası hukuka duyulan güveni ciddi biçimde sarsmıştır." şeklinde konuştu.
Yakın coğrafyada on yıllardır göçe, soykırıma ve katliamlara maruz kalan insanlar olduğunu anımsatan Gürlek, "Bir damla insan kanının bir damla petrolden daha değersiz olduğunu ispatlarcasına adil bir dünya düzeninden mahrum bırakıldıklarına hep birlikte şahit olduk." dedi.
Zulüm ve haksızlık karşısında mağdurun kimliğine, inancına veya yaşadığı coğrafyaya göre farklı tutumlar sergilendiğini belirten Gürlek, bunun uluslararası hukukun evrensellik iddiasına zarar verdiğine dikkati çekti.
Uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığı ve hukuk kurallarının güçlü devletlerin çıkarlarına göre farklı biçimlerde uygulandığını aktaran Gürlek, "Bu dönemde Türkiye, hukuk kurumlarımızın, barolarımızın ve avukatlarımızın katkısıyla insan hakları ihlallerine karşı tutarlı bir yaklaşım benimsemeye ve uluslararası hukukun etkin biçimde işletilmesi için çaba göstermeye devam etmektedir. Açıkça söylüyorum bu, Türk milletinin tarihinden devraldığı en önemli görevlerden ve taşıdığı asli sorumluluklardan biridir. Türk milleti, adalet ve hukuk nerede, kime lazımsa orada olmaya devam edecektir. Karşı karşıya olduğumuz bu tablo, adalet merkezli, tutarlı ve bağımsız bir duruşun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır." diye konuştu.
"Siyasi istikrarı, gelişen ekonomisi, milli birlik ve kardeşlik iradesi, köklü devlet geleneği ve güçlü hukuk sistemiyle" Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada adalet arayanların umudu olmaya devam edeceğini vurgulayan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun yolu öncelikle kendi iç cephemizi tahkim etmekten, birlik ve beraberliğimizi korumaktan ve ülkemizin güvenli geleceğini sağlam temeller üzerinde inşa etmekten geçmektedir. Kendi içerisinde güçlü, huzurlu ve dayanışma içinde olan bir Türkiye insanlığın barışına, bölgesel istikrara ve küresel adalete çok daha büyük katkılar sunacaktır. İç cephesi zayıf bir toplum, her zaman yok olmaya mahkum olur. Bundan yaklaşık yüz yıl önce, Milli Mücadelemize merkezlik eden Ankara'mızın yanı başına kadar ilerleyen işgalci güçler vardı. Onların top sesleri Polatlı'ya kadar dayanmıştı. İşte tarihimizden ibret almalı ve asla rehavete kapılmamalıyız. Şüphesiz güçlü bir Türkiye'nin üzerinde yükseleceği en sağlam zemin, adalet ve hukuk güvenliğidir."
Bakan Gürlek, hukuk karşısında herkesin eşit olduğunu ve hiç kimsenin kanunların yaptırımından muaf olamayacağını bildirdi.
Adaletin herkese lazım olan can suyu olduğunu dile getiren Gürlek, "Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı bir konumda göremez. Toplum vicdanı buna asla müsaade etmeyeceği gibi Türk yargısı da bu konuda tavizsiz biçimde görevini icra etmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği bizim en önemli önceliğimizdir. Onların vicdanı bizlerin gerçeği yansıtan en doğru terazimizdir." ifadelerini kullandı.
Gürlek, son zamanlarda topluma örnek olması gereken popüler kişiliklerin milli ve ahlaki değerleri zedelediğini, hukuksuzluğu özendiren yaşam tarzlarıyla özellikle genç nesilleri zehirlediklerini belirterek, "Gereken yasal işlemleri gerçekleştirerek bu sorunların üzerine kararlılıkla gittik. Kültürel ve ahlaki çöküntülere zemin hazırlayan her kişi ve kurum bizim yakından gözlemlediğimiz ve tedbir aldığımız öncelikli hedeflerimizdendir." diye konuştu.
İnsanların iyi niyetle yaptıkları sosyal dayanışma projelerini suistimal eden herkese karşı da hukukun üstünlüğünü ve milletin haklarını koruyan adımlar attıklarını ifade eden Gürlek, "Her alanda yasalarımızın etrafından dolanmaya çalışan kişi ve kurumlara karşı gereken önleyici tedbirleri aldık." dedi.
Adalet Bakanı Gürlek, hukuk düzeninin en önemli unsurlarından birinin avukatlık mesleği olduğunu, avukatlığın savunmayı temsil ettiğini söyledi.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın