NATO Parlamenter Zirvesi, TBMM Başkanı Kurtulmuş'un ev sahipliğinde İstanbul'da başladı.

Dolmabahçe Sarayı'nda gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Kurtulmuş, NATO Parlamenter Zirvesi'nin üçüncüsünde müttefik ülkelerin meclis başkanlarını İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İstanbul'un tarih boyunca kültürlerin, medeniyetlerin, farklı din ve inanç mensuplarının yan yana yaşadığı önemli dünya merkezlerinden birisi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bugün de İstanbul'un bu özelliğiyle örnek bir şehir olarak dünya milletlerinin nezdinde, herkesin takdir ettiği bir büyük metropol halinde olduğunu belirtti.

NATO Parlamenter Zirvesi'nin ilkinin Washington'da, ikincisinin Brüksel'de gerçekleştirildiğini anımsatan Kurtulmuş, İstanbul'daki bu toplantıyla birlikte söz konusu zirvenin kalıcı hale gelmesi temennisinde bulundu.

NATO Parlamenter Zirvesi'nin hemen ardından 7-8 Temmuz'da Ankara'da liderler, hükümet ve devlet başkanlarının katılacağı NATO Liderler Zirvesi'nin yapılacağını hatırlatan Kurtulmuş, "Bu toplantı, özellikle içinde bulunduğumuz dönemin şartları bakımından fevkalade önemlidir. Hem NATO'nun geleceğine ilişkin fikirlerin tartışılması hem de NATO ile ilgili stratejik konuların gündeme getirilmesi bakımından önemlidir." diye konuştu.

İnsanlık tarihinin en zor, en büyük kırılmaların yaşandığı dönemlerinden birinin yaşandığını aktaran Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Dünyada güç dengeleri değişiyor. Dünyada teknoloji büyük bir hızla değişiyor. Artık tek kutuplu dünyanın geride kaldığı, çok kutupluluğun, çok merkezliliğin hakim olmaya başladığı yeni bir evreye giriyoruz. Bu evrede çatışmaların, gerilimlerin, savaşların, iç savaşların fevkalade yoğun bir şekilde bizim de içinde bulunduğumuz bölgeyi tehdit ettiği aşikardır. Yeni dönemin önümüze çıkarmış olduğu sorunları eski dönemin alışkanlıklarıyla çözmenin mümkün olmadığı kanaatindeyiz. Öncelikle meselenin sadece güvenlik perspektifiyle ele alınmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz.

NATO hala dünyanın en önemli güvenlik şemsiyesidir. Ama NATO'nun da karşılaştığı, özellikle Avrupa kıtasının karşılaştığı sorunların çözülmesinde sadece askeri kapasitenin yeterli olmadığı, sadece silahların yeterli olamayacağı aşikardır. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde NATO bir taraftan savunma kapasitesini artırırken, üye ülkeler kendi aralarındaki dayanışmayı artırırken, aynı zamanda dünyanın bundan sonraki dönemde çatışmalarının nasıl çözülebileceğinin, Avrupa kıtası başta olmak üzere çevremizi, bizleri ilgilendiren güvenlik sorunlarının hangi barış perspektifiyle elimine edilebileceğinin üzerinde de yoğunlaşmamız lazım. Öyle görünüyor ki NATO'nun, sadece güvenlik doktrinleri değil, aynı zamanda barış doktrinlerini de geliştiren bir uluslararası kuruluş halinde yerini alması ve fonksiyon icra etmesi kaçınılmazdır."

İçinde bulunulan dönemin diplomasiyi ne kadar önemli hale getirdiğine, karşılıklı müzakerelerin ne kadar hayati bir hal aldığının görüldüğüne işaret eden Kurtulmuş, Türkiye'nin, kendi dış politikasını da bu anlayışla inşa ettiğini vurguladı.

Kurtulmuş, "Hiç şüphesiz saldırgana, zalime, uluslararası hukuku ihlal edene karşı en sert şekilde tavrımızı ortaya koyacağız ama aynı şekilde tavrımızı barıştan, karşılıklı müzakerelerden ve en zor sorunları bile diplomasi masasında çözebilme yeteneğinden yana kullanacağız." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu tavra dikkati çeken Kurtulmuş, "Türkiye, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne, Ukrayna'nın egemenliğine kayıtsız şartsız sonuna kadar destek vermiş ve destek vermeye devam ediyor. Aynı zamanda krizin başladığı andan itibaren her iki ülkeyle konuşabilen neredeyse dünyadaki tek ülke olarak, iki tarafla da barış müzakerelerinin yapılması için büyük bir emek sarf etti, bugüne kadar büyük merhaleler elde edildi." bilgisini paylaştı.

Kurtulmuş, Dolmabahçe Sarayı'nda Rusya-Ukrayna arasındaki barış müzakeresi görüşmelerinin de yapıldığını anımsatarak, iki ülke arasında neredeyse bitme aşamasına gelen savaşın, o dönemin şartları içerisinde bazı ülkelerin istememesinden dolayı barışın sağlanamadığını hatırlattı.

Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına sonuna kadar saygı göstererek bu savaşın sonuçlandırılabilmesinin mümkün olması temennisini dile getiren Kurtulmuş, "Bu müzakereler sonucunda asla sonuçsuz kaldı da diyemeyiz. Bazı konularda başarılar elde edildi. Hiç şüphesiz bunlardan birisi Karadeniz Tahıl Koridoru'nun açık tutulmasıdır. Karadeniz Tahıl Koridoru'nun açık tutulması vasıtasıyla uluslararası alanda özellikle Afrika kıtasında açlığın ve kıtlığın ortaya çıkması önlenmiş oldu ve böylece dünya büyük bir felaketten kurtarılmış oldu. Yine aynı şekilde Rusya-Ukrayna arasındaki müzakereler neticesinde defaatle esir takaslarının gerçekleştirilmesi mümkün oldu. Şimdi aynı perspektifin günümüzdeki meselelerde de bölgemizdeki ve küresel meselelerde de hakim olmasını arzu ederiz." dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD-İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için olumlu bir adımın atılmış olmasının önemine de dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"İsviçre'de başlayan müzakerelerin sonuna kadar başarıyla sürdürülmesi ve Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında sadece ateşkesin değil, kalıcı, adil bir barışın sağlanmasını temenni ediyoruz. Bu, bizim içinde bulunduğumuz bölge için hayati önemde olduğu gibi dünya barışının temin edilmesi için de fevkalade önemlidir. Ümit ederim ki bu barış çabaları, belli bir merhaleye ulaşmış olan bu olumlu adımlar, bazı provokasyonlarla akamete uğratılmaz. Bunun için uluslararası camianın, NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere bu barış perspektifine destek vermesi ve provokasyonların önüne geçilmesi için gayret sarf etmesini temenni ediyoruz."

"Dünyayı küresel barış bakımından tehdit eden en önemli meselelerden birisi de Orta Doğu'da Filistin'deki yaşanan gelişmelerdir" diyen Kurtulmuş, İsrail'in bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak, bütün uluslararası hukuk normlarına göre artık soykırım boyutlarına ulaşmış olan saldırganlıklarına son verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Mesele sadece Filistinlilerin yaşadığı insanlık dramları değil; mesele, sadece 100 bine yaklaşan sivil kayıplar değil, şehirlerin yakılmış olması, Gazze'nin haritadan silinmiş olması değil; mesele, aynı zamanda insanlığın gelecek umutlarına bomba atılması, insanlığın gelecek umutlarının ortadan kaldırılmasıdır. Ümit ve temenni ediyoruz ki Filistin meselesinin çözümünde de nihai olarak bir sonuca ulaşılsın, başkenti Doğu Kudüs olan, gerçekten bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kuruluşu mümkün olsun, iki devletli çözümden başka bir yolun bulunmadığı bütün dünya tarafından anlaşılsın ve uygulansın. İsrail hükümetinin bu saldırganlıklarının sona ermesi sadece Filistinlilerin huzura kavuşması değil, dünya barışının garanti altına alınması demektir."

Orta Doğu'da barış olmadan dünyada barış olmayacağını vurgulayan Kurtulmuş, "Filistinliler özgür olmadan Orta Doğu'da barış asla sağlanamaz. Bu barışın sağlanması için NATO üyesi ülkeler olarak gerekli desteğin verilmesini arzu ediyoruz." görüşüne yer verdi.

"Ulusal savunma kapasitelerinin artırılmasının ve NATO üyesi ülkeler arasında savunma alanındaki işbirliğinin güçlendirilmesinin, üye ülkelerimizin ve ittifakımızın geleceği için çok önemli olduğunun altını çizmek isterim" ifadesini kullanan Kurtulmuş, Türkiye’nin savunma sanayisinde son yıllarda özellikle çok büyük merhaleler katettiğini, büyük yenilikler içerisinde olduğunu, yüksek teknolojileri kullanabilme becerisinde ön plana çıktığını ve savunma alanında çok önemli ürünleri üretebildiğini anlattı.