ERDOĞAN, BAHÇELİ VE DEM GRUBU İLE TOKALAŞTI
"TÜRKİYE BU AYIPTAN KURTULMALIDIR"
"YENİ ANAYASA BAHSİ BİR İMTİHAN"
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE, HASIMLARI ÜZMÜŞTÜR"
"FON SORUNUNUN ÜSTESİNDEN GELİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

(FON SORUŞTURMASI) "KİME KADAR GİDİYORSA HESAP SORULMALI"
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN MECLİS'TE
ANITA ÇELENK
AK PARTİ GRUP BAŞKANI ABDULLAH GÜLER CNN TÜRK'TE
AK PARTİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI HÜSEYİN YAYMAN CNN TÜRK'TE

"Kimsenin ünvanına bakılmayacak"

TBMM'deki konuşmasını tamamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DEM Parti grubu ile tokalaştı.   Erdoğan akabinde genel kurulda bulunan tüm gruplar ile tokalaştı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Değerli milletvekilleri, bu vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkâr edilemez. Toplum hayatının ihtiyaçları zaman içinde pek çok değişikliği, revizyonu, reformu kaçınılmaz kılmıştır. Gururla ifade etmek isterim ki en kapsamlı değişiklikleri yapmak da bizlere nasip olmuştur. Bununla birlikte demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır.

Hepsinden önemlisi, köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut anayasamızın hâlâ darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır. Şurası büyük tenakuzdur. 12 Eylül'ün lider kadrosu, darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap vermiş, yargılanmış, mahkûm olmuştur. Ancak yürürlükteki anayasa, müellif olarak onların imzasını taşımaktadır. Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalkış noktası olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem, her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye'nin millî ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir.

Erdoğan'ın yeni anayasa konusuna ilişkin açıklaması şöyle; Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Bakınız, yeni yasama yılımız tarihimizdeki ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi'nin ilanının 150. yıl dönümüne tesadüf ediyor. Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor. Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir. Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir. Son iki asırda bu hakikati modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri başarılı, başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlara hiçbir zaman hız kesmemiştir. Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan olarak hâlen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son yetmiş yılın iki anayasası varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası hâline getirmiştir. Burada şu gerçeği özellikle dikkatinize sunmak istiyorum. Darbe dönemi anayasaları, kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünün zapturapt altına alınmasına odaklanmıştır. Millî egemenliğin ve millî iradenin bürokratik oligarşi ile nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine anayasayı "ama" ve "yasak" lafzına dönüştüren istisnaları işletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdi temeli olamamış, ne yazık ki gerilimleri ve tarihî çelişkileri derinleştirmiştir. Siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere yer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür.

Erdoğan'ın Terörsüz Türkiye süreci hakkındaki açıklaması şöyle; "Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda Terörsüz Türkiye çabası Türkiye'nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etki yaratmıştı. Terör örgütlerinin Türkiye'yi bölüp parçalaması mümkün değildir. Fakat terör örgütlerinin Türkiye'nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye hem gencecik evlatlarını kaybetmiş hem de kaynaklarını harcamıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiştir. Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda TBMM'de 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat aziz milletimizi, Türkiye'nin dostlarını sevindirirken, Türkiye'nin hasımlarını üzmüş ver hayal kırıklığına uğratmıştır. Cumhur İttifakı ortağı sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez daha teşekkür ediyorum. Sürecin bu günlere gelmesinde katkısı olan DEM Parti'ye ve siyasi parti gruplarına teşekkür ediyor, desteklerinin devam etmesini bekliyorum."

Erdoğan'ın fon krizine ilişkin açıklaması şöyle;

Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun üstesinden geliyoruz. Hakkaniyet gözeterek bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları;