SON DAKİKA | Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uydusunu tasarlayan ülkelerdeniz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Antalya'da Uzay Kongresi Açılış Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim için uzay sadece uydulardan ibaret değildir. Uzay araştırmaları ve insanlı uzay faaliyetleri de Millî Uzay Programı'mızın önemli unsurları arasında yer alıyor. 2024 yılında Alper Gezeravcı'yı Uluslararası Uzay İstasyonu'na göndererek Cumhuriyetimizin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdik."dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkan satır başları: Saygıdeğer bakanlar, farklı ülkelerden kongreye iştirak eden kıymetli temsilciler, değerli uzay ajansı başkanları, hanımefendiler, beyefendiler, hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
Akdeniz'in incisi güzel Antalya'mızda, böylesine kapsamlı bir organizasyonda sizleri misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve zîle zîle dünyanın 111 ülkesinden Türkiye'yi teşrif eden siz değerli dostlarımıza hoş geldiniz diyorum.
Türkiye'nin ilk kez ev sahipliği yaptığı bu büyük buluşmanın ülkelerimiz, halklarımız ve insanlığın ortak geleceği açısından hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Kongre'nin düzenlenmesine destek olan, bu önemli uluslararası etkinliğin icrasında emeği geçen tüm kurumlarımızı canıgönülden tebrik ediyorum. "Dünyanın daha fazla uzaya ihtiyacı var" temasıyla tertiplenen Kongre kapsamındaki etkinliklerin yeni iş birliklerine kapı aralamasını diliyorum.
Öncelikle bir hususa dikkatlerinizi çekmek isterim. Haberleşmeden güvenliğe, ekonomiden ulaşıma, tarımdan afet yönetimine, insanlığın her alanda kat ettiği mesafenin temelinde bilim ve teknoloji vardır.
Bilim ve teknolojideki ilerlemenin doğrudan yansıdığı en kritik alan ise şüphesiz uzaydır. Dolayısıyla bugün uzayda daha fazla yer edinmek, aslında yeryüzünde insanlığın hayatını daha güvenli, daha müreffeh ve daha sürdürülebilir hâle getirmek anlamına geliyor.
Kongre münasebetiyle yapılacak toplantı, görüşme, sunum ve istişarelerin bu minvalde ufkumuzu aydınlatan tartışmalara vesile olacağına inanıyorum. Değerli fikirleri ile Kongre'ye katkı sunacak herkese teşekkür ediyorum.
Kıymetli dostlar, Türk milleti olarak gökbilimlerinde fevkalade zengin bir birikimi tevarüs ediyoruz. Atalarımız asırlar boyunca Türkistan coğrafyasının uçsuz bucaksız bozkırlarında güneşin ve ayın hareketlerini takip ettiler.
Kayıt altına aldılar. Yıldızların dilini çözmeye çalıştılar. Bilim tarihine şöyle bir baktığımızda, 6. yüzyılda yaşamış Göktürkler döneminden özellikle astronomik gözlemlerle ve takvim bilgisine ilişkin önemli izlerle karşılaşıyoruz.
Esasında tek başına Göktürk ifadesi dahi milletimizin gökyüzü ile kurduğu güçlü bağın mahiyetini göstermesi açısından yeterlidir. Kökleri 15 asır öncesine uzanan bu ilgi, milletimizin İslam'la müşerref olması akabinde daha kurumsal bir hâl almıştır.
Bağdat'tan Şam'a, Semerkant'tan Buhara'ya, Meraga'dan Kurtuba'ya, Kahire'den İstanbul'a uzanan geniş medeniyet havzamızdaki pek çok âlim, gökbilimlerine eşsiz katkılar yapmıştır. İlim ve bilim insanlarımız, devrin karanlığında yol ve yön arayan insanlığı aydınlatmak üzere yeni kandiller yakmıştır.
Düşünürlerimiz, bilginlerimiz, o dönemlerde ilmi heyet olarak adlandırılan astronomiye çok önemli eserler kazandırmıştır. Mesela ayın evrelerini hesaplayıp haritasını ilk çıkaran Ali Kuşçu'dan, 16.
yüzyılda âlemin merkezinin yerin merkezi olduğunu söyleyen Seydi Ali Reis'e kadar bu alanda çığır açan nice isim bu topraklarda yaşamış, yetişmiş, talebe yetiştirmiş, bugün bile hayran kaldığımız ilmi keşiflere imza atmıştır.
Trigonometri ilminin babası, ekliptik ile ekvator arasındaki mesafeyi ilk kez gerçeğe en yakın hesaplayan Takiyüddin ise 16. yüzyılda İstanbul'da rasathane kurarak bu geleneği daha da ileri taşımıştır.
İsimlerini burada tek tek sayamayacağımız binlerce bilim insanımız daha sonra gökyüzünün sırlarını çözmek için büyük uğraşlar vermiştir. Bundan sekiz sene evvel ebediyete uğurladığımız rahmetli Profesör Doktor Fuat Sezgin hocamızın gayretleriyle kurulan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, bu zengin mirasa ışık tutan önemli bir merkezdir.
İmkânı olan veya yolu İstanbul'a düşen misafirlerimizin müzemizi ziyaret etmelerini kendilerine özellikle tavsiye ediyorum. "TÜRKİYE'NİN UZAY YARIŞINDA GERİ KALMASINA ASLA MÜSAADE ETMEDİK" Kıymetli misafirler, bir taraftan sahip olduğumuz bu zengin ve köklü mirasla gurur duyarken diğer taraftan bunu daha da zenginleştirmeye gayret ediyoruz.
Türkiye'yi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden itibaren her alanda geçmişle gelecek arasında güçlü köprüler kurmaya çalıştık. Tarihten ilham alarak bugüne ve yarına nasıl yön verebileceğimizi, nasıl mührümüzü vurabileceğimizi, geleceğin dünyasında hak ettiğimiz yeri nasıl alabileceğimizi planlamanın çabasında olduk.
Hedeflerimizi belirledik. Kurumlarımızı güçlendirdik. İnsan kaynağımıza yatırım yaptık. Sanayimizi harekete geçirdik. Üniversitelerimizi ve araştırma altyapımızı destekledik. Türkiye'nin uzay yarışında geri kalmasına asla müsaade etmedik.
Önümüze çıkan engellere ve zorluklara rağmen hamdolsun kısa sürede kayda değer mesafe aldık. "TÜRKSAT 5A VE TÜRKSAT 5B'Yİ BAŞARIYLA UZAYA GÖNDERDİK" Şunu memnuniyetle ifade etmek isterim ki bugün Türkiye, kendi uydusunu tasarlayan, geliştiren, üreten, test eden ve uzayda işleten nadir ülkelerden biridir.
İMECE ile yüksek çözünürlüklü yer gözlem alanında önemli bir kabiliyet kazandık. Göktürk uydularımızla ülkemizin uzaydan yer gözlem ve keşif kapasitesini artırdık. Türksat 5A ve Türksat 5B'yi başarıyla uzaya gönderdik. 2024 yılında ilk yerli ve millî haberleşme uydumuz Türksat 6A'yı uzaya fırlattık ve hizmete aldık.
Türksat 6A, Türkiye'nin mühendislik kabiliyetini, sanayi altyapısını, insan kaynağını ve uzay teknolojilerindeki öz güvenini de teyit etmiştir. "BİZİM İÇİN UZAY SADECE UYDULARDAN İBARET DEĞİLDİR" Tabii burada şunun da altını çiziyorum.
Bizim için uzay sadece uydulardan ibaret değildir. Uzay araştırmaları ve insanlı uzay faaliyetleri de Millî Uzay Programı'mızın önemli unsurları arasında yer alıyor. 2024 yılında Alper Gezeravcı'yı Uluslararası Uzay İstasyonu'na göndererek Cumhuriyetimizin ilk insanlı uzay misyonunu gerçekleştirdik.
Ardından Tuva Cihangir Atasever'in yörünge altı araştırma uçuşuyla mikro yer çekimi araştırmalarında yeni bir tecrübe kazandık. Bunlar ülkemiz için son derece anlamlı ama yeterli olmayan adımlardı.
Biz daha büyük hedeflerin peşinden koşuyoruz. Elde ettiğimiz bu tecrübeyi çok daha yukarılara taşımanın gayreti içindeyiz. İnşallah Türkiye, insanlı uzay çalışmalarında daha nice görevi başarıyla gerçekleştirecek, nice bilim insanını, mühendisini ve astronotunu uzaya gönderecektir. 2021 yılında açıkladığımız Millî Uzay Programı'nın en heyecan verici hedeflerinden biri de aydır.
Bundan 5 sene önce programı açıklarken aya gitme hedefi koymuş, bunu da milletimizle paylaşmıştık. Ufku dar, vizyonu sığ, mütalaası kıt kimi çevrelerin küçümseyici eleştirilerine muhatap olan iddiamızı hayalden çıkarıp attığımız adımlarla bugün somut bir programa dönüştürdük.
Ay Araştırma Programımız kapsamında geliştirdiğimiz Ay uzay aracının üretim, montaj ve entegrasyon faaliyetlerini tamamladık. Şimdi sistem seviyesi çevresel testlerimizi gerçekleştiriyoruz.
Yaklaşık üç buçuk ton ağırlığındaki Ay uzay aracımızın yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına sahip olması bizim için ayrıca büyük bir gurur kaynağıdır. Daha da önemlisi, İMECE ve Türksat 6A gibi projelerde kazandığımız mühendislik tecrübesini Ay görevimize aktarıyoruz.
Yani her seferinde sıfırdan başlamıyor, bir önceki görevde kazandığımız bilgi ve tecrübeyi bir sonraki hedefimize taşıyoruz. Saygıdeğer misafirler, günümüzde uzayda var olmak için yalnızca uydu üretmek yetmez.
Uzaya erişebilmek de gerekir. Bu nedenle Millî Uzay Programımızda uzaya erişim ve uzay limanı hedefini özel bir yere koyduk. Türkiye'nin coğrafi şartlarını da dikkate alarak dost ve kardeş Somali ile uzay alanında tarihî bir iş birliğinin temellerini atıyoruz.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın