Bilinç için fiziksel bir vücut şart mı? Bilim insanları hayır diyor
Felsefecilerin argümanı, "taşıyıcı esnekliği" adı verilen bir kavrama dayanıyor. Bir özelliğin farklı malzemelerle gerçekleştirilebilmesi, onun bu esnekliğe sahip olduğunu gösteriyor.
Örneğin, bir bardağın camdan veya plastikten yapılması onun su tutma işlevini değiştirmediği gibi, bilincin de birden fazla fiziksel mekanizmada hayat bulabileceği belirtiliyor.
Hayatın çok farklı kimyasal koşullar altında yeşerebildiği bu kadar geniş bir evrende, her başarılı canlının tıpatıp aynı biyokimyasal formülü seçmiş olmasının mantıken çok zayıf bir ihtimal olduğu vurgulanıyor.
Gökbilim tarihindeki her büyük keşif, insanlığı evrenin merkezinden biraz daha uzaklaştırarak ona mütevazı bir yer ayırdı.
Araştırmacılar bu felsefi dersi zihnin kendisine de uygulayarak "bilincin Kopernik ilkesi" ifadesini kullanıyorlar.
Farkındalığın yalnızca insan benzeri canlılara ait olduğunu varsaymanın dünyamerkezci bir yanılgı ve temelsiz bir kibir olduğu ifade ediliyor.
Konu kaçınılmaz olarak yapay zekaya geldiğinde ise araştırmacılar tam bir uzlaşıya varamıyor. Bazı sistemlerin esnek olmasının, her yapay yapının bilince ulaşabileceği anlamına gelmeyeceği ve bugünkü silikon teknolojisinin bunu başaramayabileceği uyarısı yapılıyor.
Ancak insan biyolojisi şartından vazgeçildiğinde, silikon tabanlı sistemleri tamamen saf dışı bırakmanın da zorlaştığı kabul ediliyor.
Uzmanlar, asıl önemli sorunun bir makinenin insan beynini taklit edip edemeyeceği değil, hangi tür sistemlerin gerçek anlamda bir "uyanış" yaşayabileceği olduğunu belirtiyor.
OKUR YORUMLARI (0)
Yorum Yapın