Bakan Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılması gerektiğini ve İsrail'in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesinin zaruri olduğunu belirten Fidan, şunları söyledi:

"Özellikle dünya kamuoyunun, İsrail'in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır ve gerekli tepkiyi koyacak durumda olması da gerekmekte. Ayrıca İran ve Körfez ülkeler arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum."

Bakan Fidan, "İsrail, Gazze'deki soykırımını şimdi Lübnan'a taşımaktadır" diyerek, bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan, Lübnan'da çocuk veya sivil gözetmeksizin süren İsrail saldırılarının yüzlerce cana mal olduğunu ve bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklediğini vurguladı.

İsrail'in Lübnan'daki işgalinin sonlandırılması ve sivil halkın korunmasının ertelenemez bir öncelik haline geldiğini söyleyen Fidan, "Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin, bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir." dedi.

ABD-İran arasındaki geçici ateşkes sürecinde deklare edilen planlarda, bölgesel güvenliğin ve diğer konuların da bulunduğu zor başlıklar olduğunu belirten Fidan, şöyle devam etti:

"İki hafta yeterli olmayabilir. Eğer taraflar mutabık kalırlarsa ateşkes bir müddet daha uzatılır ve görüşmeler devam edebilir. Dileğimiz ve gayretimiz de o yönde olacak; bu müzakerelerin iyi niyetle başlaması ve sonuca ulaşması. Dünyanın buna ihtiyacı var, bölgenin buna ihtiyacı var. Hem İran hem Amerika bunu yapabilecek nitelikte, bölge ülkeleri de her türlü yapıcı katkıyı vermeye hazırlar."

5 Nisan'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Şeybani ile Şam'da oldukça verimli görüşmeler yaptıklarını anımsatan Fidan, bugün de ikili ilişkilerin gündemindeki konuları, işbirliğini daha ileriye nasıl taşıyabileceklerini ve bölgedeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi.

Fidan, çok sıcak günlerden geçen bölge hakkında her türlü istişare ve dayanışmaya her zamandakinden daha fazla ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek, bunun Türkiye'yi bölgeyle daha fazla eşgüdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kıldığını belirtti.

Türkiye'nin, bölgenin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak gördüğünü vurgulayan Fidan, bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eşgüdüm halinde yoğun gayretlerini kararlılıkla ilerlettiklerini dile getirdi.

Fidan, bölgenin, 28 Şubat'ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çekerek, küresel ölçekte ciddi etkiler yaratan bu savaş karşısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde komşularla ve ortaklarla yakın işbirliği ve temas trafiği içerisinde bulunduklarını anlattı.

Bu temaslarda, savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tutarak bunun için çalıştıklarını bildiren Fidan, "Bu çerçevede kardeş Pakistan'ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan 2 haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin, sahada Lübnan'ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz." diye konuştu.

Fidan, bu çerçevede Pakistan'da başlayacak görüşmelerde, tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemelerinin de ayrıca önem taşıdığının altını çizdi.

Bölgede, kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birisinin de şüphesiz komşu Suriye'nin istikrarı olduğunu vurgulayan Fidan, Suriye halkının 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele ettiğini ve 8 Aralık 2024'te tarihi bir devrime imza attığını hatırlattı.

Fidan, Suriyelilerin devrimden bugüne kadar geçen kısa sürede ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlediğini ve istisnai bir başarı kaydettiğini söyledi.

Gelinen noktada Suriye'nin, bölgedeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliğinin açık olduğuna dikkati çeken Fidan, son dönemde Suriye ile yürütülen yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amacın bulunduğunu dile getirdi.

Fidan, Suriye'nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesinin Türkiye'nin önceliği olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

"Türkiye, bu yönde yürüttükleri çabalarında Suriye'nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız bir, mutluluğumuz ortak, güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan Suriye'nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını bugün artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye'de yer olmayacaktır."

Bölgede süregelen krizler karşısında Suriyelilerin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanmasının aklı selimin gereği olduğunu kaydeden Fidan, bu doğrultuda, anayasal vatandaşlık çerçevesinde, Suriye'nin selameti ve maslahatı dairesinde tüm Suriyelileri bir araya getiren toplumsal uzlaşmanın tesisi gayretlerinde Suriye hükümetinin yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.

Fidan, kalıcı barış ve istikrar yönünde yoğun gayretleri sürdürürken, bölgeyi uçuruma sürükleyen esas unsurun göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı: