İsyanın başında Rum liderler, açıkça hedeflerinin “Mora’da tek bir Türk kalmayana dek savaşmak” olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti.

Mart 1821’den itibaren Mora genelinde Osmanlı yöneticilerine ve sivil Müslümanlara karşı saldırılar başladı. Ayaklanmanın başlangıcında Mora’da en az 35 bin Türk öldürüldü.

İsyanın ilk günlerinden itibaren Benefşe Kalesi Müslümanları kuşatma altındaydı. Deniz yolu isyancılar tarafından tutulduğu için buraya takviye imkanı yoktu.

Yardım alamayan kuşatma altındaki Türkler çok zor durumlara düştü. Kalede dayanılmaz bir açlık baş gösterdi. Bu duruma daha fazla direnmeyen kale halkı, 5 Ağustos 1821’de İpsilanti’nin emrindeki Rumlara teslim oldu.

Teslim şartları gereği 600 Türk’ün Anadolu sahiline götürülmesi gerekirken, Suluca Adası’na ait teknelere bindirildiler. Bu Türklerin çoğu öldürüldü, kalanlardan bazısı bütün varlıkları gasp edildikten sonra Akdeniz’de Girit’e yakın Kaşot Adası’na terk edildiler.

Mora İsyanı’nın ilk ve en önemli mevzilerinden biri Navarin’di…

Halk uzun süren kuşatmaya dirense de, birkaç ay sonunda şehrin erzakları tamamen tükenmişti.

Osmanlı, kaledekilerin açlık ve susuzluktan kırılmaması için anlaşma yapmaya karar verdi. Şehir kapıları açılacak, Türkler de Anadolu kıyılarına götürülecekti.

Fakat buradaki Türklerin de Anadolu kıyılarına götürülmesi şartı yerine getirilmedi ve kadın ve çocuklar dahil tamamı öldürüldü.

İşte Navarin'de yaşananlar...

Takvimler 19 Ağustos 1821'i gösterdiğinde kapılar açıldı.

Ancak Yunanlar anlaşmanın şartlarına uymak şöyle dursun, gözü dönmüş şekilde Türklere saldırdılar. Yunanların hücumu sırasında binlerce Türk kadın, çocuk, yaşlı demeden korkunç şekilde katledildi.

İsyancılar ele geçirdikleri kasabalarda Osmanlı’ya dair maddi-manevi ne varsa yok etti.

Yunanların amacı sadece siyasi bağımsızlık değil, Osmanlı varlığını ve bölgedeki Müslüman toplumunu kökten tasfiye etmekti.

Yunan katliamlarına ilişkin gazetelerde birçok haber yayımlanmıştı.

Selanik’te yayımlanan Makedonia (Makedonya) Tis Kiriakis Gazetesinde Thanasis Triaridis’in “Savunmasız Sivillerin Kıyımına Neden Olan Özgürlük” başlıklı dizi yazısında aynen şunlar yazıyordu:

Müslümanları toplu şekilde yok edilmelerinin arasında Navarin’deki canavarlık, iki perdede gerçekleşti:

Birinci perde: Aç kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşan 350 kadar Müslüman 14 Temmuz tarihinde kuşatmacılara teslim olurlar. Bu kişilerden 65 yaşın altında olan 16 erkek Arkadia Kalesi'ne götürülürler ve surlardan aşağı atılırlar. Diğerleri, kayıklarla Sfaktiria yakınlarındaki ıssız Helonaki adasında açlıktan ölüme terk edilirler.

Orada olan tarihçi Protosigelos Amvrosios Francis bu kişilerin sonlarını şöyle tarif ediyor: